“Elmas bilinen en sert maddeydi. O kadar sertti ki kendisi her şeyi kesebildiği halde hiçbir şey tarafından kesilmesi mümkün değildi. Bir elmas ancak başka bir elmas tarafından kesilebilirdi.”
İnsan elbette konuşmak istiyor; dert
yanmak, haklı çıkmak istiyor. Fakat kelimeler insana ihanet ediyor, insan kendine ihanet ediyor. Kendinden nefret ediyor.
Burası İran, şurası Türkiye. Dönüp bir daha geriye bakıyorum. Orada Atatürk'ün resmi, burada Humeynî'nin. Ağrı Dağı ise yerinde duruyor. Bir sınır kapısından geçmek her zaman mucizevî bir tecrübe. Toprak aynı, ama akçeleriniz, diliniz bir anda geçmez oluyor.