...
"Sonra, o hâlde biz sürekli, sınırlarını algılayamadığımız kocaman bir uykunun içinde uyuyup uyanıyoruz, diyordum ve doğrusunu söylemek gerekirse, bu dediklerim yüzünden artık o sırada kafam tıpkı bir çıfıt çarşısı gibi adamakıllı karışıyordu."
"İçinde bulunduğum dünyanın çeşitli köşelerine, işarete benzemeyen çeşitli işaretler gönderen uzak ve esrarengiz bir dünyanın fotoğrafına bakar gibi bakıyordum."
"Bunu sana nasıl anlatsam bilemiyorum ama, durup dururken her şeyin rengi biraz soldu sanki, durup dururken her şeyin ruhu biraz öldü ve hava da durup dururken acayip bir şekilde kararır gibi oldu."