"İnsanlardan iyice sıtkım sıyrıldı açıkçası. Öyle ki, onların yaptığı her şeyde bir sahtekarlık görmeye, görünce de insanın aklına gelmeyecek türden çeşitli tehlikelerle dolu karanlık bir ormanda tek başıma geziniyormuşum gibi korkmaya başladım. Sıcak bir hızla genişleyen gülümsemelerin bile aslında o an için anlaşılamayan başka türlü bir kötülük olduğunu düşünmeye başladım hatta. Bu yüzden, pek dışarı çıkmadım artık, odama kapanarak kendimi tamamen kitaplara verdim."
Ne yani, dedi, sen şimdi yazdığın hikâyenin neresinde olduğunu bilmiyor musun?
Evet, dedim, bilmiyorum. Açıkçası, kimi zaman orta kimi zaman sonunda, kimi zaman da hâlâ başındaymış gibi hissediyorum kendimi.
".... simsiyah çığlıkları kimlerin attığı ve ayyuka çıkan bunca gürültünün patırtının ortasında hayatın insana neden hâlå korkunç bir sessizlik halinde gözüktüğü de bilinemiyormuş."