"İnsan denen yaratığın akılalmaz labirentler, ürkütücü dehlizler, zifiri karanlık kuyular ve birbirine açılan meçhul genişliklerle dolu ruhunda, hayatını masala dönüştürmek gibi tuhaf bir eğilim varmış çünkü. Bu eğilim, zaman zaman başka eğilimlerin gölgesinde kalsa, zaman zaman karın doyurma çabasının ağırlığı altında pestil gibi ezilse ve yıllarca ortalıkta gözükmeyip unutulsa da, günü saati gelince ne yapar eder, bir şekilde nüksedermiş."
"O böyle her an her yerde görüldükçe, hayalindeki kuş kanatlanıp öteki insanların hayallerinde de yaşamaya başlamış sonra. Hatta bu kuş günden güne tıpkı hatıralarla dolup taşan eski bir sokak, koca bir meydan, ya da asırlar öncesinden kalmış kutsal bir emanet gibi derin duygularla anılmaya, anıldıkça da hem dillerde hem de kalplerde acayip bir hızla büyümeye başlamış."