"O böyle her an her yerde görüldükçe, hayalindeki kuş kanatlanıp öteki insanların hayallerinde de yaşamaya başlamış sonra. Hatta bu kuş günden güne tıpkı hatıralarla dolup taşan eski bir sokak, koca bir meydan, ya da asırlar öncesinden kalmış kutsal bir emanet gibi derin duygularla anılmaya, anıldıkça da hem dillerde hem de kalplerde acayip bir hızla büyümeye başlamış."
"Doğrusu, yaşadığım hayata dönüp baktıkça utanç duyuyorum şimdi. Hatta, laf aramızda, öldükten sonra bu hayat yakama yapışıp benden hesap soracak mı acaba diye korkuyorum. Ne dersin, böyle bir şey olur mu sence? Yani, hayat tamamlanınca, artık ben tamamlandım diye gelip adamın karşısına dikilir mi? Belki de dikilir, nereden biliyoruz ki... Belki de, kimilerinin zebani dediği şey bizim tamamlanmış hayatımızdır..."
"İnsanlardan iyice sıtkım sıyrıldı açıkçası. Öyle ki, onların yaptığı her şeyde bir sahtekarlık görmeye, görünce de insanın aklına gelmeyecek türden çeşitli tehlikelerle dolu karanlık bir ormanda tek başıma geziniyormuşum gibi korkmaya başladım. Sıcak bir hızla genişleyen gülümsemelerin bile aslında o an için anlaşılamayan başka türlü bir kötülük olduğunu düşünmeye başladım hatta. Bu yüzden, pek dışarı çıkmadım artık, odama kapanarak kendimi tamamen kitaplara verdim."
Ne yani, dedi, sen şimdi yazdığın hikâyenin neresinde olduğunu bilmiyor musun?
Evet, dedim, bilmiyorum. Açıkçası, kimi zaman orta kimi zaman sonunda, kimi zaman da hâlâ başındaymış gibi hissediyorum kendimi.