bu acı ölüm değildi, sersemlemiş bilincinde bocalayarak dolaşan düşünceydi. ölüm acı vermezdi. hayattı, hayatın sancısıydı bu feci, bu insanı boğan his.
haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi. kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak.