Öncelikle kitapla karşılaşmamdan bahsetmek istiyorum. Ben kendisiyle tanıdık bir kitabevinde güncel türkçe bir roman okumam gereken ödevim sayesinde tanıştım. Kitapla birkaç kez bakışmam sonucu, artı olarak kitabın ilgi çekici arka tanıtımıyla beraber, ne olabilir ki en fazla diyip kitabı uzun tereddütler sonrası satın aldım. Kendisini bitirmem bir günümü almadı ki bence çok ağır sorumluluklarınız yoksa kendisiyle bir günde buluşup yollarınızı ayırmanızı çok uygun buluyorum.
Türk romanları okumayı normalde çok sevmem özellikle güncel olanları hele bir de burada bir kitap hakkında ne kadar inceleme de okusanız bazı incelemeler maalesef ki sadece yazarı pohpohlamak için olabiliyor. Burada efsane okuyun çok seveceksiniz diyip aldığım ancak haftalardır kitaplığımda gün yüzü görmeyen birçok kitap var. Ancak bu kitap benim son zamanlarda okuduğum aksiyon konusunda beni ne kadar tatmin ettiyse finali konusunda beni, ağzımda o kadar garip bir tatla bırakan bir kitaptı.
Aynı zaman içerisinde kitabı hem tanıdık bir duyguyla sıkıca tutmaya çalışırken aynı zamanda da kitabın bitmesi için o kadar çabaladım. Başta okurken Adam Fawer- Empati ile İlhami Algör- Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku bir şekilde aşık olmuşlar ve çocukları bu kitap olmuş gibiydi yalan yok ikisi de kitaplığım ne kadar değişirse değişsin kitaplığımda tuttuğum nadir kitaplardandır. Sonra İlhami Algör biraz geri çekildi yerini John Verdon'ın verdiği o gizlilik, o heyecan alınca dayanamadım kitapla beraber sabahladım. Ancak tam her şey güzel gidiyor derken sahneye yine kitabın filmiyle beraber Erdal Beşikçioğlu girince tamam dedim bizim yazarımız biraz yetişkin içeriği de istiyor.
İstediği her şeyi yapmakta özgür ama kalkıp resmen z kuşağına bir kitap yazmak isterken esas karakterimizi biraz eski kafalı yapmak onu