Ender rastlanan o kimseye bağlı olmama,
her şeyden vazgeçme,çevredeki dünyayla bütün ilişkilerini kesme, tamamen bağımsız olma ve bağımsızlığının hakkını vererek yaşama; bir erkeğe, evliliğe, ya da aşka bağlanmadan özgür olma; tüm kural ve yasaların sınırlandırmasından kopma hazzını yaşıyordu.
insanlar tarafından dışlanma, aynı zamanda onları dışlayabilme duygusu; her şeye, yeryüzüne, gökyüzüne hatta ağaçlara bile yabancılaşma. Ait olmadığı büyülü bir dünyada yürüyen bir kadın
gibiydim. Bu kadının canının istediğini yapma, istemediğini yapmama özgürlüğü vardı.
Son erdem kırıntısını da, kanımdaki son kutsallık damlasını da atma zamanı gelmişti.
Artık gerçeğin farkındaydım. Ne istediğimi biliyordum. Yanılsamalara yer yoktu artık.
Başarılı bir fahişe, zavallı bir azizeden daha iyiydi.
Tek bir şey dışında hiçbir şey
istememiştim, hiçbir şey:
aşkın korumasına sığınmak. Kendimi yeniden bulmak, yitirdiğim benliğimi
yeniden kazanmak. Küçük görülmeyen, aşağılanmayan, tersine saygın ve üstün tutulan,duyarak
yaşayan bir insan olmak.