her zamanki gibi dakik olan Abdülhamid Han’ın at arabasının altına bomba yerleştirilmişti; plân kusursuzdu, patlama saniyelerle hesaplanmıştı. normalde her işini tam vaktinde yapan Sultan, o gün de yine o bilinen dakikliğiyle at arabasına doğru yönelecek ve bomba tam o anda patlayacaktı.
lakin o gün, tarihin akışını değiştiren o görünmez el devreye girmiş; cami çıkışında Şeyhülislam Cemaleddin Efendi, Abdülhamid Han’ı bir anlık durdurup sohbete tutmuştu. yaklaşık bir dakika süren bu beklenmedik konuşma, Sultan'ın arabasına ulaşmasını geciktirmişti. tam o esnada, Abdülhamid Han henüz merdivenlerdeyken, o korkunç patlama gerçekleşti. 21 Temmuz 1905’te Yıldız Camii önünde yaşanan bu suikast girişimi, sadece bir dakikalık bir gecikmeyle başarısızlığa uğramıştı.
hikâyeyi yıllar önce, ilk duyduğumda gözlerim dola dola okumuştum. ‘o bir dakikanın içine sığan koca bir tarih, insanı gerçekten derinden etkiliyor.’ bunu kitapta görmek ise beni hikâyeyi duyduğum o ilk âna götürdü…
‘Namaz çıkışı, Şeyhülislam efendi, her ne diyecektiyse, etrafındaki ayan ile birlikte caminin basamaklarına varan Padişah hazretlerini bir an için oyalamış. Görüşmenin sonunda saltanat arabasına doğru yönelen Devletlû, daha iki adım atmadan, az ileride, yolu üstünde bulunan bir sefaret arabası korkunç bir infilak ile paramparça etrafa dağılmış. Sürücüler, atlar, arabalar, kümelenmiş halk; cellat palası gibi havada uçuşan camlar, tahtalar ve ne idüğü belirsiz madeni parçalarla yaralanan, sürü-nen, can çekişenler... Velhasıl bir mahşer meydanına dönmüş Yıldız'daki Hamidiye Camiinin önü. Her zaman yaptığı gibi camiden çıkıp, oyalanmadan arabasına yönelse, Abdülhamid han hazretlerinin vücudundan toprağa verilecek bir parça dahi bulmak mümkün olmayacakmış belki de. Allah'ın emri, Şeyhülislam'ın ilmiyle, sağ salim kurtulmuş Saadetlû. Bir an yerinde kalakalmış, sonra düşünceli bir şekilde, etrafına aldırışsız, ağır adımlarla arabasına binip sarayın yolunu tutmuş. Dairede, Devletlû’nun bu tavrını, kimi kuvvetli iradesine, soğukkanlılığına, kimi şaşkınlığına, kimi umursamazlığına atfediyordu.’