her zamanki gibi dakik olan Abdülhamid Han’ın at arabasının altına bomba yerleştirilmişti; plân kusursuzdu, patlama saniyelerle hesaplanmıştı. normalde her işini tam vaktinde yapan Sultan, o gün de yine o bilinen dakikliğiyle at arabasına doğru yönelecek ve bomba tam o anda patlayacaktı.
lakin o gün, tarihin akışını değiştiren o görünmez el devreye girmiş; cami çıkışında Şeyhülislam Cemaleddin Efendi, Abdülhamid Han’ı bir anlık durdurup sohbete tutmuştu. yaklaşık bir dakika süren bu beklenmedik konuşma, Sultan'ın arabasına ulaşmasını geciktirmişti. tam o esnada, Abdülhamid Han henüz merdivenlerdeyken, o korkunç patlama gerçekleşti. 21 Temmuz 1905’te Yıldız Camii önünde yaşanan bu suikast girişimi, sadece bir dakikalık bir gecikmeyle başarısızlığa uğramıştı.
hikâyeyi yıllar önce, ilk duyduğumda gözlerim dola dola okumuştum. ‘o bir dakikanın içine sığan koca bir tarih, insanı gerçekten derinden etkiliyor.’ bunu kitapta görmek ise beni hikâyeyi duyduğum o ilk âna götürdü… Rana
“Yalnızım ama bir kente inen ordu gibi yürüyorum.”
Cümleler kurmak zorunda değilim. Belli durumları açığa çıkarmak için yazıyorum ben. Edebiyattan kaçınmalıyım.
Dicle Doğru
@dicledogru0
·
Yapayalnızım ama bir kente inen ordu gibi yürüyorum.
zor zamanlarda tutunduğum, iyi zamanlarda haddimi hatırlatan bir hikâye. bu hikâye, bana sabretmeyi de şükretmeyi de aynı anda öğretti.
(linke ulaşamayanlar için hikâyenin ekran görüntüsü mevcut.)
biriz.biz/hikaye/dh63.htm