Ego ile gölge asırlık düşmandırlar. Mitolojinin iyi bilinen bu motifi, biri iyi diğeri kötü olan ve birbiriyle zıtlaşan ikizlerin veya erkek kardeşlerin ilişkisini anlatır ki bunlar psikolojik gelişimde ego ve alter egonun sembolik tasvirleridir. Birlikte ele alındıklarında bu karşıt kardeşler bir bütün oluştururlar. Aynı şekilde ego, reddedilen benliği özümsediğinde, bütünlüğe doğru ilerleriz.
Jungiyen psikolojiyi diğer bütün psikolojilerden ayıran şey, kişiliğin iki merkezi olduğu fikridir. Ego bilincin merkezidir; Benlik kişiliğin tamamının merkezidir ve bilinci, bilinçdışını ve egoyu kapsar. Benlik hem bütündür hem de merkez. Ego, merkezin dışında küçük müstakil bir dairedir fakat bütünün içinde yer alır. Öyleyse ego, kişiliğin daha küçük olan merkezi olarak tanımlanabilir. Benlik ise en büyük merkezdir.
Birisinden en aşağılık, en katlanılmaz, en menfur ve en anlaşamayacağı kişilik tipini tarif etmesini isteyin, size kendi bastırılmış özelliklerinin tanımlamasını yapacaktır. Tamamen bilinçdışı olan bu durumun yarattığı etkiyle öteki kişide her karşılaştığı yer ve zamanda acı çekecektir.
Bir rüyanın her zaman bilinçdışı bir duruma işaret ettiğini anımsayalım. Rüya tamamlayıcıdır ve yeterince farkındalık alanımız içinde olmayanları açığa çıkarır; rüya gören kişinin halihazırda layıkıyla ve doğru olarak anladığı bir durumu yeniden ifade etmez. Bilinçli zihinde bir şüphe varsa, rüya bu şüpheyi tekrar gündeme getirerek çözümüne yardımcı olabilir fakat tamamen emin olduğumuzu hissettiğimiz bir şeyi gündeme getiriyorsa bilinçdışı bize meydan okuyor, yaptığımız yansıtmaları bize gösteriyor demektir.
John Sanford, mizah duygusundan yoksun olan insanların fazlaca bastırılmış bir gölgeleri olabileceğinden bahseder. Şakalara gülen ekseriya gölge benliğimizdir.