1 Kasım 2023
Bugün uçak yerden havalanınca, kulağımda kulaklık ve Yedi Karanfil’den Denizin Dibinde Hatçam parçasını dinliyordum. 17A numaralı koltukta köpük köpük bulutları seyretmedim, camdan dışarı uçsuz bucaksız topraklara bakmadım, yüzüme düşen gün ışığına aldırmadım ve yine telefonu elime alıp Whatsapp arşivlere kaldırdığım yazışmalarımıza baktım. 26 Eylül’de seni engellemeden hemen önce en son şu mesajı göndermişim ‘Ben gülleri soldurmamak için içimden güldüm, ama tüh dedim bu nasıl aklıma gelmedi. Gülümsemesi gerçekten de gülleri solduracak derecedeydi.’ Mavi tik okunmuş olduğunu söylüyor.
Bugün 1 aydan fazla oldu. Sen twitter’da yıllardır duran KYK odası aynalı fotonu önce, sararmaya başlayan bir orman önünde duran manidar gülümsemeli bir fotoyla değiştirdin, manayı gerekli yere ulaştırdığına ikna olduğundan herhalde kısa bir süre sonra ise yüzünü göstermeyen ve her zaman çok sevdiğin o aynalı fotolardan bir tane koydun profiline. Eskisinden farkı, yüzün telefonu tutan elinle gizlenmişti.
Sabah baktığımda ise engellediğim hesabında hiçbir foto yoktu. Kapatılmıştı.
Hastalıklı bir hal alıyor durumum. Hastalıklı bir hal almasın diye seni çıkardım hayatımdan. Çıkardım mı gerçekten?
Karanfil Sokağa bakan bir otel odasında duş alıp B. Balıkta balık yedim ve sonra yine aynı sokağa gelip F. Çayevindeki pencere kenarı masaya kuruldum. Arkamdaki kitaplıktan bir kitap seçtim, yazarın değil sadece Yakubun Koyunları yazıyordu üstünde. Necati Cumalı’nın kitabı.
Sana deve güreşlerini anlatan bir öyküsünden bahsetmiştim Cumalı'nın, Ege taraflarında geçiyor diye. Abimin henüz alkolden ölmemiş avukatı da deve güreşi hastası demiştin. Ne zaman denizin dibindeki hatçayı dinlesem, birkaç yıl önce arabayla, yanımda müstakbel karım, Ayvalık’a doğru hızla sürerken