Kitap başından sonuna kadar bir kız çocuğunun ağzından anlatılıyor o yüzden sabırla sıkılmadan okumanız gerekli. Scuat’ın gözünden, arkadaşlarını,akrabalarını, mahallesini, ve bu dava sürecinde tanık olduklarını ve hissettiklerini çok rahat size geçiriyor.
.
Aslında otobiyografik eser olarak yazılmaya başlanıp , 1960 yılında toplanıp Bülbülü Öldürmek adı altında yayınlanıyor ve daha sonra filmi çekiliyor.
.
Irkçılığı küçük çocukların gözlerinden anlatmak, hissetmek çok güzeldi. Avukat olan baba Artticus’ örnek ebeveyn diyebilirim kitabın en can alıcı karakteri.
Bir gün bir siyahinin davasını üstlenmek zorunda kalıyor. Irçılığın, eşitsizliğin, en büyük örnekleri yaşanırken Articus elinden geleni bu siyahiyi kurtarmak için harcıyor..
.
.
Kendimi kaptırmış okurken bir cümle birden beni sarstı, uzun zamandır okurken böyle irkilmemiştim. Cümleyi söylemek istemediğimden buraya yazmıyorum o yıllarda ırkçılığın en büyük örnekleri olan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.