“En değerli vakitlerinizi bana ayırdınız
sağolunuz efendim
Gökyüzünün sonsuz olduğunu bana öğrettiniz, öğrendim
Yeryüzünün sonsuz olduğunu öğrettiniz, öğrendim
Hayatın sonsuz olduğunu öğrettiniz
öğrendim
Zamanın boyutlarının sonsuzluğunu
ve havanın bazen kuşa döndüğünü öğrettiniz, öğrendim efendim
Ama sonsuz olmayan şeyleri öğretmediniz efendim
Baskının,zulmün,kıyımın, açlığın,
Bir yerlerde kıstırılıp kalmanın, susturulmanın,
aşk mutluluğunun ve eski hesapların
aritmetiğin bile
Bunları bulmayı bana bıraktınız
Size teşekkür ederim.”
“Ben şimdi diyorum ki bir bak şu alanlara
sokaklara, köprülere, kiremitsiz damlara
taşlara, sopalara, amanvermez silâhlara
şehir haritasına, trafik lâmbasına, kan içinde adamlara
kan içinde adamlara
kan umutsuzluktur
ona kendini hazırla
ne kadar yalnız olduğumuzu hep hatırla
açlıkları, yoklukları, kırımları
- örneğin sensiz olmak ömrümün bir akşamında -
bir bölgeden birine giden orduları uçaklarla
yalanlar, ihanetler, karmakarışık limanlar
iki şeyin apansız karşı karşıya geldiği dünyada.
Ben şimdi diyorum ki
buna inanmak gerek
bir susam gibi boyuna sulamak umutsuzluğu
ve direnmek
hep direnmek devam etmek adına.
diyorum ki acılığı eksilmesin ağzımızdan
boyuna tükürmek için
boyuna”