İster şüphe ederek bin ister inanarak; kaderin senin ne düşündüğüne göre değil, ne karar aldığına göre şekillenecek. Hayatta deneme yanılma diye bir şey yoktur. 'Yapalım bakalım,' ile 'yapacağım' aynı sonuca çıkar. Siz insanlar neden bir türlü karar veremiyorsunuz anlamıyorum. Yolun yarısında vazgeçersen, kendi kendine geri dönebileceğini mi sanıyorsun yoksa?
Ah, sevdiğimi söylediğim için kızdın mı yoksa? Sizin gibi üst sınıftan insanlar, bizim gibi değersiz varlıkların sevgisini bir hakaret olarak algıladıklarından, söylemekle ayıp bir şey yapıyorum sanırım.
Vadinin öteki tarafında dünyanın en güzel çiçekleri açıyorsa eğer, bu çiçekleri yalnızca onların varlığına inanan ve hiç tereddüt etmeden mor salkımlara tırmanarak öteki tarafa geçen kişi görebilir. Diğer insanlar bunun bir cambazlık olduğunu kabul eder. Kimi hayran kalıp alkışlar, kimi de 'şöhret meraklısı' deyip aşağılar. Ancak bu kişi kesinlikle ipte yürümeye çalışan bir cambazdan farklıdır çünkü onun istediği tek şey öteki taraftaki çicekleri görmektir. "Ben şu an bir macera yaşıyorum!" gibi şeyler söyleyip böbürlenmez. Kim maceradan bahsederken böbürleniyorsa, o bir aptaldır. Bu kişi sadece inanmanın gücü ile hareket eder; vadinin öteki tarafında, dünyanın en güzel çiçeklerinin açtığına dair duyduğu inanca tutunur. Onu maceracı yapan da bu inançtır zaten.