En akıllımızın kafası bile bizden evvelkilerin depo ettiği bir sürü bilgi ve tecrübenin ambarı olmaktan ileri geçmez. Yaratmak istediğimiz şey de bu mevcut malları şeklini değiştirerek piyasaya sürmekten ibaret.
Ne zaman ağzımın çevresindeki hatlar sertleşmeye başlasa; ne zaman ruhuma nemli, çisentili bir kasım havası gelse; ne zaman kendimi elimde olmadan tabut depolarının önünde duraklarken ve karşılaştığım her cenazenin peşine takılırken bulsam; ve özellikle ne zaman sinirlerim bana hakim olsa ve kendimi, kasıtlı olarak sokağa çıkıp sistemli bir biçimde insanların başlarından şapkalarını uçurmaktan alıkoymak için güçlü bir ahlak prensibine ihtiyaç duysam… o zaman, olabildiğince kısa sürede denize açılmanın tam zamanı olduğunu hesap ederim. Kafama bir kurşun sıkmak yerine yaptığım şeydir bu.
Beyin cerrahisi programına kabulümüz sırasında geçirdiğimiz mülakatı hatırlıyor musun Frank? Senin tıp fakültesinde aldığın notlara, katıldığın araştırma projelerine, şeref öğrencisi miydin değil miydin, gibi ıvır zıvıra
bakarlardı. Gel de gör bunlardan hiçbirinin bir anlamı yok. Yani, birinin bu işi yapıp yapmayacağını aldığı notlara bakarak nasıl anlarsın? Adamın sucuk gibi parmakları vardır ama nöroanatomiden iyi notlar aldı diye adamın mikrocerrahi yapabileceğine karar verirler. Mantığı var mı bu işin?