Belki birilerini sevebilmek için onları haddinden fazla tanıman gerekiyordur, ama birinden kırk üç yıl boyunca nefret etmişsen onu da haddinden fazla tanırsın, madem öyle belki öylesi daha iyidir, belki daha hoştur, çünkü kırk üç seneden sonra artık seni şaşırtamaz, çok memnun edemez ya da çileden çıkaramazlar
İnsan acıyor şu profesörlerin halini gördükçe, onu bunu “andıracağım” diye kıçlarını yırtıyorlar… paso kopya çekiyorlar birbirlerinden… eh ne yapsınlar başka, hayatları derste geçmiş bunların… meslek diye bunu bilmişler, o ders senin bu ders benim… eh derse gir çık, derse gir çık, anca ne öğrenir insan? Bir çükünü kurcalamayı öğrenir, bir de kopya çekmesini… ne kadar Goncourt adayı varsa, alayı birbirinden kopya çeken tiplerdir bunların, elleri mahkum!… o tantanalı sergilerde ip gibi yan yana dizilmiş resimler kadar donuk, onlar kadar sıkıcıdır bunların yazdıkları, topunun sonu bellidir baştan…
Başka birinin güçlenmesine neden olan biri, kendi sonunu hazırlar; bunun için ustalığını ya da gücünü kullanmak zorunda olduğu için, her ikisi de güçlenende bir güvensizliğe ve telaşa neden olur.