Dilan

Dilan
@dilannelbadi
Radikal ama realist..
Matematik Öğretmeni
66 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Zamana Direnen Bir Bakış: Werther
9/10
·126 syf.··
2026 1. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2026 15:47
Genç Werther’in Acıları bitince geriye tek bir soru kalıyor: Bu kitap gerçekten ahlak dışı mı, yoksa rahatsız edici derecede dürüst mü? Werther’in yaşadıklarını okurken insan, bir davranışı onaylamaktan çok, bir ruh hâlinin içine çekiliyor. Goethe, okuru doğru–yanlış terazisine davet etmek yerine, yargılamadan önce anlamaya zorluyor. Belki de eserin hâlâ bu kadar tartışılmasının nedeni tam olarak bu. Romanın başlarında Werther ile Albert arasında geçen intihar konuşması, kitabın en çok yanlış anlaşılan yerlerinden biri. Werther burada ölümü savunan biri gibi görünse de aslında savunduğu şey ölüm değil; insanın acıya dayanma gücünün sınırlı olduğu gerçeği. “Yüksek ateşten ölen birine korkak denmez” benzetmesi, intiharı yüceltmek için değil, acının hafife alınmasına itiraz etmek için kurulmuş. Werther, yaşamına son veren birini haklı çıkarmaya çalışmaz; sadece onu kolayca suçlamayı reddeder. Bu noktada Goethe’nin asıl yaptığı şey, okuru rahatsız etmektir. Çünkü Werther’in söyledikleri bizi şuna yaklaştırır: Herkes aynı ölçüde güçlü değildir ve her acı “biraz sabret” denilerek geçmez. Albert’in sert tepkisi, toplumun bu konudaki alışıldık sesidir; Werther ise bu sesin arasında ezilen, anlaşılmayan bireyi temsil eder. Genç Werther’in Acıları, ahlak sınırlarını aşan bir kitap olmaktan çok, bu sınırların insan ruhu karşısında ne kadar yetersiz kalabildiğini gösteren bir eserdir. Werther’in trajedisi, yanlış bir aşkın değil; duygularını taşıyacak bir alan bulamayan bir insanın hikâyesidir.
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024149,9bin okunma
Reklam
Görünürde Adalet
9/10
·120 syf.··
2025 26. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 06:06
Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkûmunun Son Günü, bir mahkûmun ölümle yüzleşirken yaşadığı korku ve çaresizliği tüm çıplaklığıyla hissettirir. Hugo, ön sözde ölüm cezasının her suça aynı şekilde uygulanmasını adaletsiz bulduğunu söyler; suçun neden işlendiğine bakılmasını ister. “Çıkarı için mi yaptı, yoksa tutkularının etkisiyle mi?” diye sorar, çünkü tutkuların etkisiyle işlenen bir suç için ölüm cezası verilemeyeceğini savunur. Ayrıca insanların hayatının eşit başlamadığını vurgular: Ailesi olmayan, kimsenin aklını ve kalbini geliştirmesine yardım etmediği, sokaklarda büyüyen bir çocuğun bahtsızlığı onu suça sürüklemiş olabilir. Yani bazı insanlar zaten hayata 0’dan değil, -20’den başlar. Hugo bu yüzden ceza verilmesin demiyor; aksine mahkûmun hâlâ ailesi için çalışabileceğini, bir cezaevinde bir şekilde üretip yaşamaya devam edebileceğini söyler. Ama mezarın dibindeyken bunu nasıl yapacaktır? Eserin en acı veren sahnesi ise mahkûmun küçük kızını son kez görmesidir; kız onu tanımaz ve bu sessizlik ölüm cezasının yalnızca suçluya değil, masum sevdiklerine de vurduğunu hatırlatır. Böylece Hugo, ölüm cezasının adalet değil, geri dönüşü olmayan bir haksızlık olduğunu yalın ama çok etkili bir şekilde ortaya koyar.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,4bin okunma
Kinyas ve Kayra’nın finali sana…
Puan vermedi·536 syf.··
2025 13. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2025 15:05
Kinyas ve Kayra’yı bitirirken en çok seni düşündüm. Mezuniyetimde kaleminden dökülen o cümle hâlâ kulağımda: “Beşikten fırladık kalabalığın tam ortasına, hiç kimseye çarpmadan ilerleyebilmek için çok çaba sarf ettik.” Kitabın finaline gelirken içimde bir ukte kaldı; keşke yanında olsaydım ve sayfalar arasında yakaladığım duyguları, soruları, isyanları seninle paylaşabilseydim. Çünkü bilirim ki senin yorumların, senin gözlerin bu yolculuğu daha da derin kılardı.Işıklar içinde uyu abi…
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,3bin okunma
9/10
·480 syf.··
2025 11. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2025 00:33
Abim Deniz kitabını bitirdiğimde hissettiklerimi kelimelere dökmek istedim. Kitap, Deniz Gezmiş’in kardeşi Hamdi’nin anıları ve sakladığı mektuplar, fotoğraflar ve belgelerden yola çıkılarak hazırlanmış. Okurken zaman zaman zor yutkunduğum anlar oldu; özellikle dönemin şartlarında yapılan haksızlıklar ve pırıl pırıl gençleri yok etmek için verilen boş uğraşlar beni çok üzdü ve esefle kınadım. Kitap sadece bir devrimcinin hikâyesini değil, aynı zamanda bir abinin, bir evladın ve bir insanın hikâyesini anlatıyor. Hamdi’nin anıları, Deniz’in çocukluğundan devrimci kimliğine, ailesiyle ilişkilerinden arkadaş çevresine kadar birçok detayı içtenlikle gözler önüne seriyor. Deniz’in en kötü anlarında bile kitap okumayı öncelik haline getirmesi, onun bilgiye, öğrenmeye ve hayata olan bağlılığını gösteriyor ve bana çok ilham verdi. Elbette bu mücadele sadece Deniz’e ait değil; arkadaşlarıyla birlikte verdikleri direnç, idealleri ve dayanışma ruhu da kitabın en önemli temalarından biri. Onların birlikteliği ve dostlukları, umudun ve direnişin simgesi gibi. Kitabın bazı bölümlerinde Rodrigo’nun Gitar Konçertosu’nu açıp dinledim. Özellikle ikinci bölümündeki o hüzünlü melodi bana Deniz’in yitip giden gençliğini ve ailesinin çektiği acıları hissettirdi. Müziğin naifliği ve kitaptaki duygular öyle güzel örtüştü ki anlatamam; o anlarda gözlerim doldu, boğazım düğümlendi. Bu kitabı, 2020’de kaybettiğim çok sevgili kuzenim bana önerdi. O, sadece bir kuzen değil, abim gibiydi. Hayatıma öyle bir ışık tuttu ki, yolum hep aydınlık kaldı. Bu kitabı onun vesilesiyle okuyabildim. Onun yüreğindeki o ışığı ve sevgiyi, bu inceleme ile anmak istiyorum. Dil olarak da oldukça akıcı ve samimi bir anlatım var. Hamdi’nin anıları, Deniz’in ideallerini anlamamı sağladı ve onu sadece bir devrimci
Abim DenizCan Dündar · Can Yayınları · 20165,5bin okunma
Bir Öğretmenin Gözünden Çalıkuşu
Puan vermedi·544 syf.··
2025 10. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2025 23:42
Hayatın telaşı içinde savrulurken yine bir kitaba tutundum. Ne zaman elimde olsa bir çırpıda okuyup gittiğim, diline, duygusuna kapıldığım bir roman oldu Çalıkuşu. Ne ağır geldi, ne de yordu; sanki biri karşımda yumuşacık bir ses tonuyla, beni kırmamaya çalışarak kendi hikâyesini anlatıyormuş gibiydi. Feride’yi bir öğretmen olarak ayrı bir gözle okudum. O güçlü duruşu, yalnızlığına rağmen pes etmeyişi, kendi ayakları üzerinde durma çabası… İçimde bir yerlere dokundu. Öğretmenliğe yüklediği anlam, karşılaştığı zorluklara rağmen dimdik yürüyüşü çok tanıdık geldi bana. En çok da Munise ile kurduğu o bağ etkiledi beni. Anne değilim ama o bölümleri okurken içimde taşıdığım “anne yüreği” öyle bir harekete geçti ki… Feride’nin yaşadığı o duygular, o acı… gözyaşlarımı tutamadım. Belki de bazı duygular için illa “yaşamak” değil, “hissetmek” yetiyor. Romanın diliyse bambaşkaydı. Abartısız, sade, ama çok derin. Ne zaman okusam, içime huzur gibi aktı. Çalıkuşu, sadece bir kadının değil, aslında hepimizin zaman zaman yaşadığı kırılmaların, kabuk tutmaların, ama yine de yola devam edişlerin romanı gibi geldi bana. Hissederek okudum, içime işledi. İyi ki okudum.
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,2bin okunma
Reklam