Spoiler içerir!!!
Okuduğum o kadar kitap içerisinde hiç şüphesiz en beğendiğim kitaptır Serenad. İkinci defa okuyor olmama rağmen bana ilk okuyuşumdaki duyguları yaşatan o kitap. Neyi mi öğretti peki? İnsanları dinlerine , ırklarına, geçmişlerine, inançlarına göre yargılamamayı. İnsan insandır işte sevgisiyle , acısıyla,üzüntüsüyle.
36 yaşındaki Maya Duran'ın 87 yaşındaki Maximilian Wagner i karşılayıp onla geçirdiği zamanı anlatıyor kitap bize . Profesörün çektiği acılardan habersiz bir şekilde ilerliyor kitap. Yeri geliyor "İstanbul vefasız bir sevgiliye benzer." diyor. Yeri geliyor o hüzünlü gözleriyle dalıp gidiyor profesör. Nazi Almanya'sından kaçan profesörlerin , Yahudilerin hayatını anlatıyor bize. Struma adlı gemide hayata tutunacaklarına inanan ,paraları yetmediği için hangi çocuklarının kurtulacaklarını seçmek zorunda kalan ailelerin acılarını, Yahudi olduğu için öldürülen o kadar insanın (Nadia dahil) yaşadığı tüm o çaresizlikleri hissediyoruz en derinlerde. Profesör ve Nadia arasındaki aşkın bu şekilde sonlanması ne kadar üzse bile. Hele ki sonlara doğru profesörün Şile ' ye Nadia'nın öldüğü yere gelip onun için bestelediği Serenad'ı orada çalması... Araştırdığımız zaman olaylar gerçek. Struma adlı gemi de kristallnacht da o gemiden tek bir kişinin kurtulması da. İnsanları yalnızca insan olduğu için sevmemiz gerektiğini; ırk, din,inanç,dil ayrımı yapmadan yalnızca insana insan olduğu için değer vermeyi öğreten bir kitaptır kendisi ve şimdiye kadar okumamış herkes büyük bir eksiklik taşıyordur kendilerinde.