Bir işi devredebilmek için öncelikle o işi yapabilecek uygun kişiyi bulmak gerekiyordu. İşi iyi anlatmak da şarttı. Arkasından da, işin önemine göre değişecek yoğunlukta ve sıklıkta denetlemek, takip etmek ve en önemlisi de sorumluluğum her zaman işin asıl sahibinde olduğunu unutmamak gerekiyordu.
Aynı iş yerinde bazıları çok çalışırken bazıları da işten kaçma yöntemlerine başvurabiliyorlardı. Ezgi, kendine yanlış kişileri örnek almayacak ve hedeflerine çalışarak ulaşmayı seçecekti. İşten kaçmanın uzun dönemde kişiye zarar vereceğini tahmin etmek zor değildi.
“ Bir kere tüm çalışanları bu konuda bilgilendirecek eğitim programları düzenlenmeli. Yöneticinin bölümünde iletişim kanallarını açık tutması ve çalışanlarla iki yönlü iletişimi güçlendirmesi gerekiyor. Ayrıca çalışanlarını iyi tanıması ve bu tür bir gruplaşmayı gözlemleyerek kimsenin olmasına izin vermeyecek önlemleri alması da gerekiyor”
“Bir iş yerinde bazen bir yönetici, bazen bir grup çalışan, bazen de tek bir kişi kendine bir kurban seçiyor ve onu psikolojik olarak taciz etmeye başlıyor. Kurban olan kişi ya depresyona giriyor ya da istifa edip işinden ayrılıyor”.
İş yaşamında yapılacak en büyük yanlışlardan biri iş arkadaşlarından birine romantik duygular beslemekti. Böyle duygular yaşayıp mutlu olanlar varsa bile sayıları çok az olmalıydı. İş ve özel yaşam birbirinden o kadar farklıydı ki ikisini karıştırmak içinden çıkılmaz sorunlar doğurabiliyordu.