Sevmek, sevmek istiyordu. Hayatında yalnız bu eksikti, fakat hayatta her şey bundan ibaretti: Sevmek, evet bütün saadet yalnız bununla elde edilebilirdi.
Lakin asıl şiir kadınlardır, bu çiçeklerden şekillendirilerek odanızın yaldızlı hücrelerinde narin çiçeklerde hoş kokulu hatıralarıyla size gülümseyen demetlerdir.
Daha hayatın henüz başlangıcındayken bundan sonra kırılmış emellerle, sönmüş hülyalarla, unutulmaz matemlerle geleceğin önüne çıkacak, "İşte ben seni bu omuzları çöktüren yüklerle yaşayacağım" diyecekti. Kim bilir! Yirmi sene, belki kırk sene. Artık kuvveti kalmamıştı, o nasipsiz, ümitsiz senelerin kuru geçişi içinde kırık bir hayatı sürüklemek onun için ne büyük bir işkenceydi.