..Toktosun pek genç iken gitmişti cepheye, birçoğu onu unutmuştu bile. Ama dünyada bir çocuk bırakmış olması yine de iyi bir şeydi. Çünkü niceleri henüz evlenmeden cepheye gitmiş, orada kalmış ve adlarını yaşatacak bir evlat bırakmamışlardı.
..Gökte ay epeyce yükselmişti. Uzakta, lacivert karanlığın ötesinde, dağların beyaz dorukları görünüyordu. Aşağıda ise uçsuz-bucaksız bozkır, uçsuz-bucaksız kara bir uçurum gibi dinleniyordu.
İşte o sırada ve hayatında ilk kez ,çocuk, bir yakınını yitirmenin acısını duydu birdenbire. Babası cephede vurulup öldüğü için haksızlığa uğramışlığın isyanı, mutsuzluğu, dinmez üzüntüsü kapladı içini...