(Spoiler)
Sevdiği kadının gönlünde açtığı yaralardan bihaber olan Felix, sevdiğinin son kez alnına kondurduğu öpücükten sonra geriye kalan tüm hayatında kendini suçlayacak mıydı? Bunu merak ediyorum.
Acılarla dolu, itilip kakılmış bir ruha sahip; körpe, zayıf, çelimsiz, tutunacak ve ruhunun kapılarını açacak bir liman arayan Felix, vadinin uçsuz bucaksız güzelliği karşısında onu tek büyüleyen, vadinin Zambak'ı olarak adlandırdığı Kontes Henriette'ye tutulmuştu. Kontes'in yaşça büyük, evli ve çocuklu olması, onun duygularına kilit vuramamıştı ve kendini, onu ilk gördüğü andan itibaren aşkının engin sularına bırakmıştı. Ne kadını suçlu duruma, ne de kendisini böyle yasak bir aşka sürüklemek istemeyecek kadar aşkına saygılı bir aşıktı. Ama zavallı aşık, Kontes'in aşkının kendi aşkı gibi tutkuyla dolu olmasını beklerken, alabildiği tek şey anne şefkati ve sevgisi oluyordu. Bilmiyordu ki, aslında Henriette'nin kendisini delice ve çok da masumca şekilde büyük bir aşkla sevdiğini; fakat yaratıcının buyruğu üzerine ve insanlar arasındaki erdem etiğine yanlış bir hareket etmeme isteği Henriette'nin gönlünde daha baskın geliyordu. Bu yüzden kocasının, çocuklarının, bütün vadinin baskıları, sorumlulukları, hastalıkların çaresizliğinin vermiş olduğu o derin ızdırapları kendi içinde yaşarken, aynı anda Felix'e duyduğu aşkını kor gibi kalbinde yaşıyordu. Ve o şekilde de öldü. Ölmeden önce, belki de ölümünden sorumlu olan Felix'in, bir başka kadına bedenini ve sahte duygularını teslim ettiğini bildiği için yüreğine aldığı büyük darbelerle, can acıtıcı kıskançlıklarla ve yaşadığı onca zorluklara karşı büründüğü umursamaz tavırlarla kısacık bir vakit yaşamayı sürdürmüştü. Çektiği onca sıkıntıya rağmen aldığı en büyük darbenin ve içinde yer edinen en büyük yaraların sahibinin Felix