Dedim ki;
Umut nedir Baba ?
Dedi ki;
Umut rüzgarın sürdüğü bir kapı gıcırtısıdır
Gözlerin kapalı olsa da kulakların hep açıktır,
gecenin bir saatinde evladını beklerken…
Güneşe haber saldık umudu sıcacık tutsun diye
Yıldızların kuşattı dört yanını sen gülesin diye
Kırk yıl gururla bizi mutluluğa doyuran adam
Kırk günde eriyerek, nasıl da acıya doyurdun bizi böyle…Ben de kalbimden vurgun yedim senin gibi baba
Yokluğunla kuruyor elim ayağım
Çürüyor canım
Ağır yaralıyım
Senin gibi yaşamak isterken Onur'la…Hatırlamak,
Veysel Türkülerinde
seni düşünmenin derinliği
Gecenin iki buçuğu, bahçedeyim
senin hep oturduğun yerdeyim
Yani diktiğin gül ağacının yanında
Dünkü yağmurdan sonra
Toprağın kokusu gül kokusuyla bir oldu da baş edemediler
Ellerinin değdiği her yeri huzurla koklama isteğimeMilyon kere çoğalırken sana özlemim
Ahh kaç ölümcül sigaraya kibrit çaktım saymadım
Gökyüzündeki yıldızlarda ararken seni
Hepsini tek tek gözlerimle topladım da
Hiçbiri dindiremedi özlemimi
Ne tez gittin yıldızlar ülkesine
Kokunu çok özledim baba
Kapı gıcırtısından umutlu sesini,
öğüdünü
savaş var baba,
akvaryumun dişleri kanıyor,
ruhumun müzesine sakladığım pabucum kayıp,
eve aldığım karanlık sokakların incinmiş itibarıdır
ve şu köşe başında vurulan annem değilse içimi deşen bu üşüme neyin nesi?
dizlerimde unutulan bu çocuk cesedi kimin? gözlerimin altına düşen şu karartıyı biri alsın, uykum kaçıyor baba..
geceydi.
sevişme öncesi
uyku öncesi
sabah öncesi
belki de ölüm öncesiydi.
kirli yatağıma uzanmıştım,
uzakların sesi kırılgandı,
uzakların sesi cinayet öncesi gibi telaşlıydı,
bütün koordinatlar bir tek hedefe kilitlenmişti.
annemin çığlığına ezanın sesi karıştı.
annemin gülüşüne ölümün izi sıçradı.
hayır anne!
düşen ben değilim.
hayır anne bu kez düşen sancılarım değil
anne! sen uyu lütfen düşen yüzüm.
yüzümü arıyordum, bütün odalara baktım bütün kadınlara sordum bütün köpekleri sorguladım, eski sevgililerimi aradım ceplerimi yokladım. çocukluğumu öldüresiye dövdüm.
vurdum yine 'vurdum' tüm ilansız
ve
ilahi intiharları baştan okudum, mezarlıklarda yatan ölülerin itiraflarını dinledim yoktum...