Aklının korunması için Tanrı’ya ilk yalvaran insanın dileği yerine getirildi. O günden bu yana insanın aklı, Tanrı tarafından korundu. Belki bir kasada, belki de cennette. Çünkü aklın, insan bedeninden kaçabileceği beş delik ve akıl yoksunu bedende delilik vardı. Akıl, insandan korundu. İnsan, beş duyulu bir hayvan oldu. Bedeni ölümlü, aklı korunan beş duyulu bir hayvan. Tanrı’nın insan olarak doğacağı güne kadar böyle sürecek. Aklı, insanla öldüğü gün öpüşecek. Hayattakilerse son ana kadar koklayacak, duyacak, görecek, tadacak, dokunacak ama asla düşünemeyecek. Çünkü aklı alınmış insana bırakılmış olan beyin, sahibine sadece hayal veren bir organdır. Var olanın üzerine kurulan hayaller. Oysa akıl, yoktan düşünce yaratır. Yoktan var etmek bir düşünce, yoktan var ettiğini düşünmek bir hayaldir. İnsan düşünmez, düşündüğünü hayal eder. Akıl sadece Tanrı, beyinse bir çocuk tarafından bile korunabilir. İnsanı koruyansa ölümdür. Bir hayal organıyla yaşadığı sürece kendine zarar verecek olan insanı sonsuz acıdan kurtaran ölüm, doğumdan üstündür.
“Hayır, bu hiç adil değil ama dünyayı Cehennem’e çeviren, onun Cennet gibi olması gerektiğine dair beklentimiz. Dünya dünyadır. Ölü de ölü. Çok geçmeden bunu kendiniz anlayacaksınız
“Canavarım bitti, büyüdüm
Seni güldürecek hiçbir şeyim kalmadı
Yüzüme üfle tozumu kaldır al yurdumdaki böceği
Adımı yaz / taşlara sar / kâğıtları yak
Bana haber yolla ateşi icat etmeden önce
İyi bir evlat böyle yapar, kavlı çakmaklar taşır ceplerinde
Sen de ateşi büyüt eskisi gibi / beni devir
Benden bir şey çıkar n’olur
Hiçbir şeyim kalmadı
Beni tekte yendiler
Seni güldürecek hiçbir şeyim kalmadı.”
Sır çuvalını kendinden saklayıp, herkese açan insan ile, o sır çuvalını herkesten saklayıp, sadece kendine açan insan aynı uçurumun müdavimidir. Aynı silah, ikisinin de sağ elindedir.