emine

Bu anlamda, başarı birçok yönden başarısızlıktan daha kıttır. Öncelikle ne kadar fazla şey kazanırsanız kaybedecek o kadar fazla şeyiniz olur. ikinci olarak da ne kadar kaybederseniz umudunuzu korumak o kadar zorlaşır. Ama en önemlisi umutlarımızı yaşadıkça kaybederiz. Kusursuz bir gelecek için güzel vizyonlarımızın o kadar da kusursuz olmadığını fark ederiz; hayallerimiz ve ilhamlarımız beklenmedik kusurlarla ve öngörülemeyen fedakârlıklarla lekelenir. Çünkü bir hayali her zaman yıkan şey onun gerçek olmasıdır.
Sayfa 118
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hiçbir din size kendinizi sürekli kutsanmış ve mutlu hissettiremez. Hiçbir millet sürekli güvenli ve hakkaniyetli değildir. Hiçbir politik felsefe herkesin sorununu sürekli çözemez. Hakiki eşitliğe hiçbir zaman erişilemez; biri bir yerde her zaman kötü durumda olacaktır. Hakiki özgürlük gerçekte yoktur, çünkü hepimiz stabilite için biraz otonomimizden fedakarlık yaparız. Hiç kimse, sizi ne kadar severse sevsin, sadece var olmaktan duyduğunuz suçluluğu tam olarak yok edemez. Her şey boktandır. Her zaman öyle oldu ve her zaman da öyle olacak. Bunun çözümü yoktur; sadece boşluk dolduran çareler, küçük iyileşmeler, diğerlerinin boktanlığından belli belirsiz daha iyi formlar vardır. Bundan kaçmaktan vazgeçmeli ve bunu kucaklamalıyız. Boktan dünyamiz böyledir. Ve biz de onun içinde bu şekilde yaşarız.
Sayfa 115
Neden var olmaya başladığınızı bile bilmiyorsunuz; sadece varsınız. Bomm - bir hayatınız var. Neden ve nereden geldiği hakkında da hiçbir fikriniz yok. Tanrı’nın size hayat bahşettiğini düşünüyorsanız yandınız ! Ona çok şey borçlusunuz! Tanrı'ya inanmıyorsanız bile fark etmez, hayatla kutsandınız! Bunu hak etmek için ne yaptınız? Hayatınızın değerli olması için neler yapabilirsiniz? insanlık koşulunun devamlı ama yanıtı olmayan sorusu budur ve hemen her spiritüel dinin kendine özgü suçluluk bilinci mihenk taşıdır.
Sayfa 111
Futbol sahasının çizgileri gibi politik sistemler de bütünüyle uydurmadır; iktidar sadece insanların inancına bağlıdır. İster demokrasi, ister diktatörlük olsun sonuç aynıdır: Küçük bir lider grubu toplumsal bilinçte ya idealize edilir ya da şeytanlaştırılır.
Sayfa 103
Örneğin paranın değerli olduğunu bilimsel olarak kanıtlayamazsınız, ama hepimiz öyle olduğuna inandığımız için değerlidir. Vatandaşlığın gerçek bir şey olduğunu da kanıtlayamazsınız ya da birçok etnik kökenin varlığını kanıtlamak mümkün değildir. Bunlar hepimizin kabul ettiği , inanca dayalı ve sosyal olarak inşa edilmiş inanışlardır.
Sayfa 101