Belki o zaman huzursuzluk veren hakikati sadece fark etmekle kalmayacak, onu kucaklayacağız: Kendi önemimizi
hayal ettiğimizi , kendi amacımızı icat ettigimizi , olduğumuz
seyin hâlâ hiçbir şey olduğunu göreceğiz.
Neticede hiçbir şeyiz .
İşte o zaman sonsuz umut ve yıkım döngüsü bir sona ulaşacak.
Ya da..?
Bazen duyduğunuz kaba tavsiye gibi tüm berbat olan ilişkilerlerinizdeki ortak sey kendinizdir. Dünyanin en büyük sorunlarındaki tek ortak sey biziz. Onlari kullanmaya kalkisacak bir aptal olmasaydi nükleer silahlar bir sorun olmazdi. Biz ortaya çıkana kadar biyokimyasal silahlar, iklim degisimi, soyu tükenen türler... adinı siz koyun bunlarin hiçbiri yoktu. Ev içi şiddet, tecavüz, para aklama, üçkağıtçılık; hepsinin
nedeni biziz.
Sadece mutluyken ve havalı bir kapak kızıyken kendinizi iyi hissediyorsanız bilin bakalım bu nedir? Özgür değilsiniz. Tam tersine. Kendinize gösterdiğiniz hoşgörünün esirisiniz; toleranssızlığınızın kölesisiniz; kendi duygusal zayıflığınız nedeniyle sakatsınız. Sürekli dış kaynaklı bir konfor ya da onay peşindesiniz ve bu gelebilir de gelmeyebilir de.
En kötü duygularımızı ve karanlık eğilimlerimizi ayıklamak yerine küçük şirketler doğruca bundan para kazanmaya yönelirler. Böylece çağımızın en büyük icadı yavaşça en büyük sapkınlığa dönüştü.