emine

10/10
·128 syf.·
2018 14. kitabı
Diljîn Kovexî'yi bu sitede buldum. Sonra o yürekte iz bırakan birçok şiirini de. Şimdi size Diljîn Kovexî kimdir biraz bahsetmek istiyorum. DİLJÎN KOVEXÎ 26 Ekim 1977 yılında Şırnak'ın İdil ilçesine bağlı Kovex köyünde doğmuştur. Dokuz çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya gelen şairin asıl ismi Mehmet Şefik Arslan’dır. Okul hayatına Derecik Köyü okulunda başlar dönemin zor şartları ve özellikle ilerleyen yıllarda yaşadığı bölgenin koşulları ve sonrasında meydana gelen siyasi olaylar, eğitiminin aksaklığa uğramasına sebep olmuştur. 1994 yılında köyü devlet tarafından yakılarak boşaltılmıştır. Bu tarihte göç etmek zorunda kalan şair ailesi ile birlikte Adana’nın Yüreğir ilçesine bağlı Misis beldesine yerleşmiştir. Eğitim hayatı, daha sonra yaşadığı bir kaza sebebiyle yürüme yetisini kaybetmesine bağlı olarak yeniden aksaklığa uğramış ve artık devam etmemiştir. Uzun yıllar yaşamını Misis kasabasında geçirmiş okuma ve yazma yolculuğu da burada başlamıştır. Yazmaya Kürtçe ile başlayarak uzun bir dönem Kürtçe yazmıştır. 2003 yılında Zembilfiroş ve 2004 yılında Nuza dergilerinde Diljin Kovexi ismi ile yazmaya başlamıştır. Dergilerde Kürtçe makale, öykü ve şiirleri yayımlamıştır. Sonraları Türk ve dünya edebiyatına yoğunlaşan şair ilerleyen yıllarda Türkçe şiir ve öyküler yazmaya başlamıştır. 2009 yılında öykü ve şiirlerini sosyal medya aracılığıyla okurlarla paylaşmaya başlamış kısa sürede büyük ilgi almıştır. 2013 yılında memleketi İdil’e tekrar yerleşmiştir. İlk şiir kitabı Epilya 2017 yılında Sokak kitapları yayınevi tarafından mayıs ayında okurlarıyla buluşmuş, kitabının yayımlanmasından çok kısa bir süre sonra 16 Haziran 2017 tarihinde mide rahatsızlığı sebebiyle kaldırıldığı İdil Devlet Hastanesinde hayata gözlerini yummuştur. İdil Şex Hesen Mezarlığında
EpilyaDiljin Kovexî · Sokak Kitapları · 2017322 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·152 syf.·
2018 9. kitabı
AHMET ALTAN Türkiye'de yazıya layık olan tek yazar. Türkiye'de düşündüren tek yazar. SORUYORUM! ‘Biz nerede koptuk bu dünyadan?’ diye soruyorum mesela. Bu diyarlarda yaşayan insanlar, tarihin hangi noktasında, başka topraklardaki gelişmekte olan kalabalıklardan ayrılıp bugün sonuna yaklaştığımız görülen o zavallı maceraya yuvarlandı. Şeyh Bedrettin’i astığımızda mı, ‎Piri Reis’i öldürdüğümüzde mi, ‎Nefi’yi boğdurduğumuzda mı, ‎Alevilerimizi kılıçtan geçirdiğimizde mi? ‎Nerede ayrıldı yollarımız? ‎Matbaayı reddettiğimizde mi? ‎Kendi Protestanlarımızı yaratamadığımızda mı? ‎Müslümanlığı kabul ettiğimizde, dinin yalnızca ibadetten ibaret olmayan bir ahlaki bütün olduğunu görmezden geldiğimizde mi? ‎Biz nerede, tarihin hangi noktasında koptuk dünyadan da bu hallere geldik? Tarihin bir yerinde koptuk biz diğer insanlardan. Ayrı ayrı yollardan yürümeye başladık. ‎Onlar rönesansları , reformları, Protestanları, matbaaları, Cervantes’leri, Moliere’leri , Shakespeare’leri , Goethe’leri, Spinoza’ları , Kant’ları, Descartes’ları , buharlı makineleri ile bir başka kadere yürüdüler. ‎ Biz felsefesiz, romansız, tiyatrosuz, senfonisiz, matbaasız, muhalefetsiz bir çürümenin içinde kaldık. Aramızdaki mesafe gittikçe açıldı. ‎Ve,biz başımıza her gelenden, kendimizden başka birini, kaderi, talihi, düşmanları, hainleri sorumlu tuttuk. Şimdi öyle bir noktaya geldik ki artık suçlayacak kimse kalmadı. ‎Biz, felsefeyi, sanatı, bilimi reddeden bir hırsızlar kalabalığı haline ne zaman geldik, tarihin hangi noktasında koptuk diğerlerinden? ‎Ve niye böyle yapmışız? Şimdi felsefesiz, sanatsız, bilimsiz, herkesin ‘hak ettiğinden daha fazlasını kapmaya’ uğraştığı bir köylü toplumu olduğumuz gerçeği artık reddedilmez bir biçimde karşımıza çıktığında, niye bunun nedenini merak
Din
Ve Kırar Göğsüne BastırırkenAhmet Altan · Everest Yayınları · 2013736 okunma