Kötü bir sivilce vakası gibi geçtiğimiz birkaç asırda bu “kendini değiştirme" fikri çevresinde bir endüstri ortaya çıkmıştır. Mutluluğun, başarının ve kendini kontrol etmenin sırrına ulaştıracak sahte sözlerle ve ipuçlarıyla doludur. Oysa tek yaptığı insanların ilk başta kendilerini yetersiz hissetmelerine neden olan güdüleri güçlendirmektir.
İster farkına varalım, ister varmayalım, hepimizin şu ya da bu nedenle satın almayı seçtiği hikâyeler vardır. İster dini inançla, ister kanıt-temelli teoriyle ya da bir sezgiyle veya mantıklı bir argümanla umut edin, hepsinin sonucu aynıdır: (a) Gelişmek, iyileşmek ya da geleceği kurtarmak için bir potansiyel vardır; (b) oraya varmak için kendimizi yönlendireceğimiz yollar mevcuttur. Hepsi bu. Günden güne, yıldan yıla hayatlarımız bu umut hikâyelerinin sonsuz bir sekilde birbirlerinin içine geçmesidir. Onlar sopanın ucundaki psikolojik havuçlardır.