Harita bilgisi ve coğrafyayı zihinde fiziken canlandırabilmek, modern çağ insanının hızla kaybettiği bir meziyet. Teknolojinin getirdiği GPS türünden kolaylıklar sayesinde, artık kimse yönünü bulma noktasında kendi yeteneklerini ve beynini kullanmaya zahmet etmiyor. Yan mahalledeki eczanenin yerini internetten bulup, geçtiğimiz yollara hiç bakmadan telefon ekranındaki işaretlere göre ilerliyoruz artık. Telefonumuzdaki uygulamaya bir şey olduğunda ise, çölün ortasında kaybolmuş gibi ne yapacağımızı şaşırıyoruz.
Haritayla ve coğrafyayla irtibat noktasında, eski insanların bizimle kıyaslanamayacak bir yetkinliği vardı. Kuzey, güney, doğu, batı neresi bilirlerdi. Kıbleyi tayin ederken güneşe bir kere göz atmaları yeterdi. Akşam olduğunda, gökyüzündeki yıldızları isimleriyle sayacak durumdaydılar. Modern dönem insanları olarak, bütün bunları hepten kaybettik biz. Coğrafya algımız, artık telefon ekranlarımızdaki "konum"lardan ibaret.
Bu kısırlık, söz konusu İslâm coğrafyası olduğunda daha da trajik bir hal alıyor. Zihnen yitiş, fikrî yitişi de beraberinde getiriyor bu defa. Somut olarak yerine oturtulmamış ülkeler hakkında yapılan yorumlar da, haliyle havada kalıyor ve yerli yerine oturmuyor.
Ortadoğu veya İslâm dünyası hakkında bilgi sahibi olmanın ve yorum yapabilmenin başlangıç noktası, bölgeyi fiziksel açıdan tanımak. Temel meselelerimizle ilgili yazan, konuşan, fikir beyan eden insanlardan kaçı, iyi bir harita bilgisine sahip? Gazetecilerimiz, akademisyenlerimiz, düşünürlerimiz, hatta siyasetçilerimiz düşünüldüğünde, coğrafyamızla fiziksel irtibatımız ve somut aşinalığımız ne düzeyde?