Hatice

Haritalarla samimiyet
Şimdi geldik "Nasıl gezmeli?" sorusunun cevabına. Evvela, haritalarla samimiyeti artırmak şart. Hem yola çıkmadan, hem de yol boyunca, elden haritalar düşmemeli. Navigasyon türü modern icatlar, insanı sadece tembelleştirir, mekân algısını ve yön duygusunu yok eder. Bu nedenle, harita okuma işine eğilmeli. İkinci olarak, görülecek yerlerin tarihi güzelce okunmalı; seyahat boyunca da tarihi dokudan geriye kalanlara odaklan- malı. Üçüncüsü, sürprizlere ve anlık gelişmelere hazır olmalı; aşırı plancılık histerisinden kurtulmalı. Seyahat, sürprizlerle güzeldir. Dördüncüsü, coğrafyanın vereceği şeylere önyargısız ve şartsız açık olmalı. Gittiğimiz yerleri sürekli memleketimizle kıyaslayıp, gördüklerimizi kendimize yonttuğumuzda, başka kültürlerin ve toprakların bize katabileceklerine kapıları kapatmış olabiliriz. Ve son olarak, fotoğraf çekme çılgınlığına esir olmamak da hayati derecede önemli. Birçok insan, belki de asla açıp bakmayacağı fotoğrafları arka arkaya çekerken, gözünün önünde akıp giden hayatın ritmini kaçırıyor.
Reklam
Seyahat Kumbarası
Seyahat tavsiyesinde bulunduğum muhataplarım, çoğu kez öğrenci kardeşlerim oluyor. Yukarıdaki cümleleri benden duyduklarında, "Sen bize seyahat etmeyi öneriyorsun, ama biz öğrenci adamlarız. Burslarımızı bile denkleştiremiyoruz ki kalkıp seyahate çıkalım!" şeklinde itirazlar yükseltiyorlar. Haklı olarak. Ama ben teslim olmuyorum, onlara ikinci bir tavsiyede bulunuyorum: Seyahat kumbarası edinmek. "Bir kumbaranız olsun. Buna her gün mutlaka birkaç kuruş atmak suretiyle, para biriktirmeye başlayın. Göreceksiniz, bir senenin sonunda, en az bir Balkan ülkesini görecek kadar para biriktirmiş olacaksınız. Pasaport masrafları da dâhil" diyorum, itirazlarına cevap olarak. 11 yaşından itibaren gurbette büyümüş biri olarak, öğrencilerin karşı karşıya kaldıkları her türlü sefaletten haberim var. Ama bir şeye samimiyetle niyet ettiğimizde ve ısrarla yola düştüğümüzde, onu mutlaka yerine getirebileceğimizi de biliyorum. Tecrübeyle sabit. *** Seyahati lüks, israf veya boş adam işi olarak değerlendirmek bizde çok yaygın. Bunda toplumsal algılar kadar, ekonomik meselelere bakış da etkili. Yazlığı, kışlığı, otomobilleri, banka hesabında mevduatları olup da, sıra yolculuğa çıkmaya gelince "Şimdi elim dar" diyen biri, üşengeçliğine ve çekingenliğine mazeret uyduruyordur. Aynı şekilde, sigara tiryakisi olup bu zararlı alışkanlığa her ay birkaç yüz lira yatıran biri, sene so- nunda bir yurtdışı seyahati yapma imkânından da mahrum ka- lıyor demektir. Aslında mümkün iken mümkün hale getirmedi- ğimiz birçok durum için, benzer kıyaslamaları yapabilirsiniz. Seyahate çıkmak için, belli standartların oluşmasını ve oturmasını beklemek de bizi yola çıkmaktan alıkoyan bir başka unsur. Ciddi bir birikimimiz olsun, konforumuz beş yıldıza çıksın, yolculuk ultra-lüks şartlarda gerçekleşsin,
Kur'ân'da seyahat etmekle ilgili çok sayıda ayet var. "Yeryüzünde gezip dolaşın..." şeklinde verilen emirler, namaz ve diğer ibadetleri emreden ayetlerdeki ifadelerle aynı gra- mer özelliğinde. Yani, emirlerin bağlayıcılık düzeyi aynı. "Namazı kılın", "Zekâtı verin", "Cihad edin", "Yeryüzünde gezip dolaşın", hepsi aynı biçimde dile getirilmiş. O zaman, seyahat etmenin sadece dünyevî bir keyif veya boş zamanları doldurmak için yapılacak bir aktivite olmadığı, aksine ilahî bir direktif olduğu anlaşılıyor. Seyahat etmekle ilgili ayetlerin belki de en dikkat çekicisi şu: "Sizden önce de nice nice yaşam tarzları / medeniyetler / usuller gelip geçmiştir. O halde, yeryüzünde gezip dolaşın da, (hakikati) yalan sayanların akıbeti nasıl olmuş, bir bakın." (Al-i İmrân.137). Arapça metniyle, mushafta bir buçuk satırlık bir ayet bu. "Yaşam tarzları, medeniyetler, usuller" olarak tercüme edilen kısımda kullanılan kelime: "Sünen". Arapçaya aşina olanların da anlayacağı gibi, bu kelime "sünnet" kelimesinin çoğulu. Ve yaşam tarzından toplumsal uygulamalara, insanoğlunun yeryüzünde bıraktığı izlerden kurduğu medeniyetlere ve oluşturduğu usullere kadar, oldukça geniş bir çağrışım ağına sahip. Kur'ân, seyahat için bizi cesaretlendirirken, bizden önceki yaşam tarzlarına ve bırakılan izlere dikkatimizi çekerek söze başlıyor. Adeta, "Etrafınızdaki her şeye bu nazarla bakın ve bakışlarınızı dışarı doğru açın" mesajı veriyor hepimize. Bir buçuk satırlık ayetin bize emrettiği şeyler şunlar: Tarih okumak, coğrafya bilmek, yetecek kadar arkeoloji bilgisi edinmek, toplumların yapısını kavramamıza yardım edecek derecede antropolojiye aşinalık, İslâm'a uygun seyahat ve turizm alternatifleri geliştirmek, helâl yeme-içme ve konaklama alanları oluşturmak, ulaşım araçları edinmek ve bunları
Seyahat ediniz
Genç arkadaşlarla ne zaman buluşsam -ki epey sık oluyor bu- onlara hep şunu söylüyorum: "Seyahat ediniz!" Ufkumuzun açılması için, taassup ve önyargılarımızdan arınmamız için, bir yere saplanıp kalarak körleşmememiz için, bilgimizin ve görgümüzün artması için, yanlışlarımızı fark etmemiz için, doğrularımıza daha güzel sahip çıkmamız için... Seyahat etmemiz şart.
Yürürken, otururken, yatarken Hep çürümek durumunda kalmış Duyduklarımızdan dolayı kulaklarımız Gördüklerimizden ötürü gözlerimiz Dokunduklarımız için ellerimiz. Belli bir bozgun yaşamışız Her şeye ölüm dadanmış sanki. Erdem Bayazıt
Reklam