Kur'ân'da seyahat etmekle ilgili çok sayıda ayet var. "Yeryüzünde gezip dolaşın..." şeklinde verilen emirler, namaz ve diğer ibadetleri emreden ayetlerdeki ifadelerle aynı gra- mer özelliğinde. Yani, emirlerin bağlayıcılık düzeyi aynı. "Namazı kılın", "Zekâtı verin", "Cihad edin", "Yeryüzünde gezip dolaşın", hepsi aynı biçimde dile getirilmiş. O zaman,
seyahat etmenin sadece dünyevî bir keyif veya boş zamanları doldurmak için yapılacak bir aktivite olmadığı, aksine ilahî bir direktif olduğu anlaşılıyor.
Seyahat etmekle ilgili ayetlerin belki de en dikkat çekicisi şu: "Sizden önce de nice nice yaşam tarzları / medeniyetler / usuller gelip geçmiştir. O halde, yeryüzünde gezip dolaşın da, (hakikati) yalan sayanların akıbeti nasıl olmuş, bir bakın." (Al-i İmrân.137). Arapça metniyle, mushafta bir buçuk satırlık bir ayet bu.
"Yaşam tarzları, medeniyetler, usuller" olarak tercüme edilen kısımda kullanılan kelime: "Sünen". Arapçaya aşina olanların da anlayacağı gibi, bu kelime "sünnet" kelimesinin çoğulu. Ve yaşam tarzından toplumsal uygulamalara, insanoğlunun yeryüzünde bıraktığı izlerden kurduğu medeniyetlere ve oluşturduğu usullere kadar, oldukça geniş bir çağrışım ağına sahip. Kur'ân, seyahat için bizi cesaretlendirirken, bizden önceki yaşam tarzlarına ve bırakılan izlere dikkatimizi çekerek söze başlıyor. Adeta, "Etrafınızdaki her şeye bu nazarla bakın ve bakışlarınızı dışarı doğru açın" mesajı veriyor hepimize.
Bir buçuk satırlık ayetin bize emrettiği şeyler şunlar: Tarih okumak, coğrafya bilmek, yetecek kadar arkeoloji bilgisi edinmek, toplumların yapısını kavramamıza yardım edecek derecede antropolojiye aşinalık, İslâm'a uygun seyahat ve turizm alternatifleri geliştirmek, helâl yeme-içme ve konaklama alanları oluşturmak, ulaşım araçları edinmek ve bunları