El-'Abid el-Hafız el-'Amil en-Nakî es-Seyyid el-Mevlâ Ahmed Efendi
Müşârün-ileyh taki, naki, müttakî, müteşerri', abid, müctehid bir zât-ı kesirü'l-me'asir zuhûr eylemekle herkes evladını müşârün-ileyhe okutturmağı hiç olmazsa oğlunun feyz-yab olması içün bir besmele dedittirmesini pek ziyåde årzů eylediklerinden, şåkirdân ve talebesi bî-hadd ü pâyân olup Küçük Küncili Hoca nâmını aldı.
Müşȧrün-ileyhin en ziyâde ârzûsu hifz-ı Kelâmullah ettirmek ve mücevvid ve mukrî-i bå-kemål yetiştirmek olduğundan şehrimize pek çok huffaz-ı kirâm ve mücevvidin-i zevi'l-ihtiram yadigar bıraktı. Müşârün-ileyhin adet-i müstahsenesinden olmak üzere entârisinin iki tarafındaki ceyblerini tûlânî ve gayet geniş yaptırır; bådem, kuru üzüm, bâdem şekeri, leblebi, fındık ve leblebi şekeri ve sair bu makūle feväkihe-i yåbise ile doldurur idi. Hânesi Alîpaşa Mahallesi'nde ve mektebi çarşuda olduğundan, arada haylî mesafe var idi.
Hâne-i saadet-âşiyânelerinden çıkınca eşrâf u kibâr ve ganî vü sigår, gerek müslim ve gerek gayr-i müslim her kim müşârün-ileyhe tesadüf eder ve hattå atlı dahi olursa iner ve mübarek elini öper ve karşısında elini açıp durur idi.
O zât-ı mübarek de elini mübarek ceybine sokarak şeker mi, bâdem mi, zebib mi her ne tesadüf ederse avucuna kor ve aslå tekellüm etmeksizin savuşur idi. Anınla herkes teberrük eder, birkaç dânesini tefrîk ile teberrüken hânelerine getirip evlâd ve ailelerine verirler idi.
Ramazân-ı mübarek geldi mi, terâvîhi hatm-i şerîf ile edâ ettirir ve yirmi yedinci Kadir Gecesi'nde hatm ederek andan sonraki üç geceyi kal'a derûnunda defin-i hâk-i gufrån olan Süleymân ibni Hâlid bin Velîd Hazretlerinin türbeleri ittisâlindeki Murtaza Paşa Câmi'-i şerîfinde geçirir ve sabaha kadar yatmayıp ve hânesine de gelmeyip ihyâ-yı leyål eder ve bir hatm-i şerîfi