Bir adam düşünün, kendini bildi bileli sadece sevdiği, merak duyduğu işi yapıyor. Bir adam düşünün istese dünyanın en zengini olabilecekken bunu elinin tersiyle itip sadece insanlığın yararına sunulmasını istediği icatları yapabilmek için günde 2 saat uyuyup sağlığını tehlikeye atıyor. Bir adam düşünün, asosyalliğin dibine vurmuş, kendini insanlardan soyutlamış, zekasının gelişimini tekeline almış, işini aşkı gibi gören ender insanlardan biri.
Zamanın her yüzyılında bir, böyle dahi insanların yeryüzünde kendini çalışkanlığı ve zekasıyla belli ettiğini az çok biliyoruz. Fakat Tesla bu insanlar içinde bana göre hem sosyolojik hem de psikolojik açıdan en zor dönemlerden geçmiş biri. Çünkü içine düştüğü histeri nöbetlerinin dayanılmaz semptomları olsun, içinde yaşadığı toplumun ve ailesinin bitmek bilmeyen baskıları olsun, neredeyse hayatının her döneminde zorluk yaşamış buna rağmen zekasının önderliğinde icatlar yapıp kendini bilgisel doygunluğa ulaştıracak her şeyi yapmayı kendine görev edinmiştir.
Zaten hep öyle değilmidir? Her dahi yalnız değilmidir. Bırakın dahiyi, zekasıyla diğer insanlardan azıcık bile sıyrılmış olanlar bu hayatta anlaşılma zorluğu çekmemişmidir? Zekanın bedeli yalnızlıktır. Belki bedenen değil ama zihnen yalnızlıktır.
Bu kitapta Nikola Tesla'nın hayatını en yalın ve anlaşılabilir haliyle okuyacaksınız. Onun zihin yapısını, olaylara yaklaşımını, işine duyduyu saygıyı, kendini disiplin altına sokuşunu en açık haliyle doğrudan okuyacaksınız. Okuduğum en iyi biyografilerden biri ayrıca içinde Tesla'nın kendi otobiyografisinden de anekdotlar var. Asla pişman olmaz hatta sindire sindire hazımsayarak okuyacağınızdan eminim.
Hepimizin hareketlerimizi yönetecek ve doygunluğa ulaşmamızı sağlayacak bir ideali olmalı, ancak bu ideal maddesel bir şey değildir; maddeselliği aşmamızı sağladığı müddetçe bu, inanç, sanat ya da bilim olabilir. İnsanlığın huzurlu bir şekilde varlığını idame ettirebilmesi için ortak bir kavramın egemenliğini sürdürmesi esastır.