Mehmet D.

Mehmet D.

, bir kitap okudu
10/10
·384 syf.··
22 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 13:07
·
2026 8. kitabı
Bernhard Kegel
8.4/10 · 56 okunma
Reklam
Önce Kelime vardı,” diye başlıyor Yohanna’ya göre İncil. Kelimeden önce de Yalnızlık vardı. Ve Kelimeden sonra da var olmaya devam etti Yalnızlık... Kelimenin bittiği yerde başladı; Kelime söylenemeden önce başladı. Kelimeler, Yalnızlığı unutturdu ve Yalnızlık, Kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler, Yalnızlığı anlattı ve Yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. Yalnız Kelimeler acıyı dindirdi ve Kelimeler insanın aklına geldikçe, Yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu.
Sayfa 150·Kitabı okudu
Tutunamayan (disconnectus erectus): Beceriksiz ve korkak bir hayvandır. İnsan boyunda olanları bile vardır. İlk bakışta, dış görünüşüyle, insana benzer. Yalnız, pençeleri ve özellikle tırnakları çok zayıftır. Dik arazide, yokuş yukarı hiç tutunamaz. Yokuş aşağı, kayarak iner. (Bu arada sık sık düşer). Tüyleri yok denecek kadar azdır. Gözleri çok büyük olmakla birlikte, görme duygusu zayıftır. Bu nedenle tehlikeyi uzaktan göremez. Erkekleri, yalnız bırakıldıkları zaman acıklı sesler çıkarırlar. Dişilerini de aynı sesle çağırırlar. Genellikle başka hayvanların yuvalarında (onlar dayanabildikleri sürece) barınırlar. Ya da terkedilmiş yuvalarda yaşarlar. Belirli bir aile düzenleri yoktur. Doğumdan sonra ana, baba ve yavrular ayrı yerlere giderler. Toplu olarak yaşamayı da bilmezler ve dış tehlikelere karşı birleştikleri görülmemiştir. Belirli bir beslen-me düzenleri de yoktur. Başka hayvanlarla birlikte yaşarken onların getirdikleri yiyeceklerle geçinirler. Kendi başlarına kaldıkları zaman genellikle yemek yemeyi unuturlar. Bütün huyları taklit esasına dayandığı için, başka hayvanların yemek yediğini görmezlerse, acıktıklarını anlamazlar. (Bu sırada çok zayıf düştükleri için avlanmaları tavsiye edilmez.) İçgüdüleri tam gelişmemiştir. Kendilerini korumayı bilmezler. Fakat -gene taklitçilikleri nedeniyle- başka hayvanların dövüşmesine özenerek kavgaya girdikleri olur. Şimdiye kadar hiçbir tutunamayanın bir kavgada başka bir hayvanı yendiği görülmemiştir. Bununla birlikte, hafızaları da zayıf olduğu için, sık sık kavga ettikleri, bazı tabiat bilginlerince gözlenmiştir. (Aynı bilginler, kavgacı tutunamayanların sayısının gittikçe azaldığını söylemektedirler.) Din kitapları, bu hayvanları yemeyi yasaklamışsa da, gizli olarak avlanmakta ve etleri kaçak olarak satılmaktadır.
Sayfa 150·Kitabı okudu
"Onların benim gibi zahmetli yaşamalarını istemiyorum. Runtu gibi sıkıntı ve uyuşukluk içinde yaşamalarını da istemiyorum. Başkaları gibi zorluk ve düzensizlik içinde yaşamalarını da istemiyorum. Onların yeni bir hayatları olmalı, bizim hiç yaşayamadığımız günleri yaşamalılar. Bu şekilde umutlarımı düşünürken birden bir korku bastı. Runtu, bir tütsü yakıcı ve şamdan istediğinde, ona halen putlara taptığı ve onları asla unutmayacağı için içten içe gülmüştüm. Şimdi bahsettiğim umut, yarattığım bir put değil miydi? Onun istekleri yakındayken benimkiler ise çok uzakta."
"- Penceresiz ve yıkılmaz bir demir ev düşün. İçinde birçok kişi uyuyor ve birazdan havasızlıktan ölecekler. Ancak uykudayken ölürlerse ölümün acısını hissetmezler. Şu an haykırıyorsun ve uyuklayan birkaç kişiyi uyandırabilirsin. Bu talihsiz azınlığın önüne geçilmez bir ölümden önce acı çekmelerine neden olacaksın. Böylelikle onlara bir iyilik yapacağını mı düşünüyorsun_ - Birkaç kişi ayağa kalktığına göre demir evi yıkmak için hiç umut kalmadığı söylenemez."
Reklam