Kalbim yine üzgün, seni andım da derinden
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
Yorgun ve kırılmış gibi en ince yerinden
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
Senden boşalan bağrıma gözyaşları dolmuş
Gördüm ki yazın bastığımız otları solmuş
Son demde bu mevsim gibi benzimde kül olmuş
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
Yahya Kemal Beyatlı 🍂🍁
Hızın zaman kazandırdığı bir yanılsamadır. Hesap ilk bakışta kolaydır : Yapacaklarını üç saat yerine iki saatte yapıp bir saat kazan. Fakat bu , günün her saati birbirine eşitmişçesine yapılan soyut bir hesaplamadır.
Bilakis zamanı hızlandıran acelecilik ve sürattir. Böylece zaman daha çabuk geçer ve iki saatlik bir telaş, günü kısaltır. Bölümlere ayrılmış her dakika lime lime olur , çatlayana kadar dolar . Bir saatin içine yığınla şey istiflersiniz.
Yavaş yavaş yürüdüğünüz günlerse çok uzundur . Daha uzun yaşamanızı sağlar , çünkü zamanı eklemlere eziyet ederek geçirmek yerine her saatin, her dakikanın ,her saniyenin nefes almasına, derinleşmesine izin verirsiniz. Acele etmek birden fazla şeyi tek seferde ve çabucak yapmaktır : önce bu, sonra şu, ardından öteki . Acele ettiğinizde zaman türlü türlü şeyin hiçbir düzen olmadan tıkıştırıldığı bir çekmece gibi çatlayacak kadar dolar.
Yavaşlık saniyelerin, bozuk bir musluktan pıt pıt düşen su damlaları gibi teker teker, damla damla aktığı o noktada zamanla hemhal olmaktır. Zamanın esnemesi mekanı derinleştirir. Yürümenin sırlarından biridir bu: Manzaraya, onu her adımda biraz daha tanıdık kılan bir yavaşlıkla yaklaşmak. Tıpkı dostluğu derinleştiren düzenli görüşmeler gibi. Böylece gün boyu yanı başınızda duran, farklı saatlerde farklı ışıklar altında gözlemlediğiniz bir dağ silüeti kendini bütün detaylarıyla size teslim eder. Yürürken hiçbir şey hareket etmez, sadece tepeler belli belirsiz yakınlaşır ve manzara değişir. Trende veya arabadayken bir dağın bize geldiğini görürüz .Göz atiktir, kıvraktır; her şeyi anladığını, kavradığını sanır. Yürürken hiçbir şey gerçekten yerinden oynamaz, daha ziyade mevcudiyet bedene yerleşir yavaşça. Yürürken aslında yakınlaştığımız yoktur, sadece şeyler bedene daha fazla
Rüzgar,
Uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
Mor kıvılcımlar geçiyor
Dağınık yalnızlığımdan
Onu çok arıyorum,onu çok arıyorum
Her yerinde vücudumun
Ağır yanık sızıları
Bir yerlere yıldırım düşüyorum
Attila İlhan