24.06.2026
Uzun zamandır yazmayı bırakmanın acısını çıkarırcasına kanattım elimi.
Yazarken öylesine sıkmışım işte kalemi.
İnan bana arkadaşım; Biliyordum. Hissediyordum. Ne sözleri birbirine uyuyordu ne davranışları.
Seven sevdiğine kullanmaz o kelimeleri.
Ben sevmediğime dâhi kullanmamıştım bir kez olsun o zehirleri.
İşte günlük yazmayı bırakmamın nedenini anlatacağım dinle beni...
Rüznâme-i senin içün ettim ihtitâm
Ki lâyık idün yevm-i külliyanıma sen
Lâkin cefâpîşem etti ruhunu feverân
Anladım ki bâid-i sevdâ istersin sen
Cünha saymazım çün göynüm virân
Uzletimden kopardın meni zorla sen
Aysarı değildir hasletim ki ne bu hüsran
İnhisara müddeî hem rind-meşrepsin sen
Her bir kelimede saklı olan hikaye sen.
Çöz şimdi tüm bulmacayı, değil hiçbir tanıdığın ben.
Hallerimi değişken buldun, her sözüm seni tartmak üzerineyken.
Hani sevdiğin tüm şiirlerimden ettim ferâgât, sırf istedin diye sen.
Yorgunluğum ve solgunluğum, haklılığıma kırgınlığımdan aslen.
Her vakâyı hisseden benken saygımdan sustum, geldim bilmezden.
Hata benim bilirim, tüm tecrübemi ve ihtiyatımı bıraktım elden.
Suçlamam o kartalı yalnız uçmayı sevdiğinden...
Bilinen bir hikayenin bilinen bir sonunda buldum yine kendimi.
Bir zamanların meşhur beyiti sardı çevremi.