Felix ve Görünmez Kaynak -Eric Emmanuel Schmitt
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 20:15
On iki yaşında bir çocuğun annesini iyileştirmek için verdiği çabayı anlatıyor kitap. ilginç olan bizde bu yaşta bebek gibi davranır genelde çocuklar, ama on iki yaşındaki Felix daha büyük yaşta gibi davranıyor! Eric Emmanuel Schmitt bu serideki diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabıda bir dinle bağlamış. Bu kitapta afrika animist dinî ile bağlamış. İlk bölümleri sıkıcı ilerlerken bir anda ortaya çıkan Baba karakteri ile kitap güzelleşiyor. Son bölümü güzel bağlamış yazar. Hakikaten insan hep çözümü gelecekte görüyor ama dönüp baktığımızda bir çok şeyin sebebi geçmişteki travmalar da ve çözümü de bu travmaları anlamak ve destek almaktan geçiyor. Bu gibi konularda aile bağları önemli Felix ve babası beni etkiledi. Sevgiye, inanca, dostluğa ,özellikle koşulsuz dostluğa vurgu yapan güzel bir kitap. Tavsiye ederim. Félix ve Görünmez Kaynak Eric Emmanuel Schmitt
Edebiyat
Félix ve Görünmez KaynakEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 202665 okunma
Mazideki kalan okumalarımdan
10/10
·584 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
TANRI CLAUDIUS ROBERT GRAVES Tanrı Claudius, Robert Graves’in Ben, Claudius romanının devamıdır. Roma İmparatorluğu’nun en çalkantılı dönemlerini, bizzat Claudius’un ağzından dinleriz. Çocukken geçirdiği hastalıklar nedeniyle kekeme, topal ve içine kapanık bir çocuk olan Claudius, ailesi tarafından hor görülür. Herkes onun akılsız ve önemsiz biri olduğunu düşünür. Ancak bu dışlanmışlık aslında onun en büyük koruyucusu olur; çünkü Roma sarayındaki iktidar mücadelelerinde dikkat çekmez ve hayatta kalmayı başarır. Claudius aslında bir budala değildir; aksine tarih bilen, düşünen, insanları iyi gözlemleyen biridir. Kitaplara, tarihe ve öğrenmeye tutkuyla bağlıdır. Roma sarayında herkes onu küçümserken o çevresindeki insanların gerçek yüzlerini görür. En büyük avantajı ise kimsenin onu ciddiye almamasıdır; böylece zekâsını gizleyerek hayatta kalır. Roman boyunca Claudius bize Roma’nın büyük isimlerini anlatır. İlk imparator Augustus, güçlü ve siyasi zekâsıyla öne çıkan Livia, kuşkucu ve acımasız Tiberius, deliliğiyle Roma’yı dehşete düşüren Caligula ve diğer birçok tarihî kişilik Claudius’un gözünden hayat bulur. Özellikle Caligula dönemi, sınırsız gücün bir insanı nasıl değiştirebileceğini gösterir. Roma’nın korku, suskunluk ve çıkar ilişkileriyle nasıl çürüdüğünü Claudius’un gözlerinden görürüz. İktidar için yapılan entrikalar, cinayetler ve ihanetler arasında Claudius hiç istemediği halde Roma tahtına yükselir. Herkesin küçümsediği bu adam artık imparator olmuştur. İmparator olduktan sonra halkın sorunlarını gören, devlet işleriyle ilgilenen ve bazı önemli reformlar yapan bir hükümdar olur. Britanya’nın fethi onun döneminin en önemli olaylarından biridir. Ancak içinde taşıdığı eski Roma Cumhuriyeti sevgisi ile sahip olduğu imparatorluk makamı arasında büyük bir
Tarihi Roman
Tanrı ClaudiusRobert Graves · Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları · 2022271 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yanıtı dış koşullarda değil, önce iç dünyanda ara..
6/10
·259 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Lynn Grabhorn’un Affedersiniz Ama Hayat Sizi Bekliyor kitabını merak ederek okumaya başladım. Kitabın temel mesajı tanıdıktı: Hayatımızı sadece düşüncelerimiz değil, düşüncelerimizin arkasındaki duygu hâli de şekillendiriyor. Grabhorn, Çekim Yasası perspektifinden bakarak, içinde bulunduğumuz duygusal frekansın hayatımızdaki deneyimleri etkilediğini savunuyor ve şu sorulara dikkat çekiyor: “Neden hep aynı döngülerdeyim?” “Neden istediğim şeyler gelmiyor?” Yanıtı dış koşullarda değil, önce iç dünyamızda arıyor. Zen, Budizm ve mindfulness daha çok “olanı olduğu gibi görmek, tutunmayı bırakmak ve kabul etmek” tarafındayken; bu kitap “duygusal titreşimini değiştir, hayatın değişsin” yaklaşımına daha yakın duruyor. Ben kitabı hayatı kontrol etmenin bir yöntemi olarak değil, kendime ayna tutan bir davet olarak okudum. Çünkü hayatımın mükemmel olmasıyla ilgilenmiyorum. Her şey istediğim gibi gitse de gitmese de, hayatla kurduğum ilişkinin niteliği benim için daha önemli. Bu yüzden kitapta beni en çok etkileyen soru şu oldu: “Şu anda hayatla hangi duygudan ilişki kuruyorum?” Korkudan mı? Eksiklikten mi? Yoksa güven, açıklık ve kabullenmeden mi? Grabhorn kitapta dört adım öneriyor: • Ne istemediğini belirle. • Ne istediğini belirle. • İstediğin şeyi hisset.
Ben ve Duygularım
Affedersiniz Ama Hayat Sizi Bekliyor!Lynn Grabhorn · Nokta Yayınları · 20046 okunma
Can özümden besmeleyi çekende....
Puan vermedi·112 syf.··
2026 60. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 23:13
"Düşümde düşüme girdin dün gece..." Az önce rüyamda Âkif hoca bana mesaj atmış, Seren hanım bu kez vize notlarını görerek not giriyorum diye. Ama ben uyudum, o zaman bu rüya diyerek uyandım. Çünkü nöbeti devredip uyudum. Bugün girerim dediyse girer dedim ben size. Çünkü Âkif king. O kadar. Can özümden besmeleyi çekende ; böyle iki yıl. Dosta Doğru şiirler. Hadi başlayalım. R.Ç: Hocalarım Kuran notu girilmiş O.Y: Hadi bakalım nöbetçiler istirahat vakti R.Ç: Beni nöbete bırakmıştı Seren hoca O.Y: Tahmin ettim hocam R.Ç: Şimdi saati önemsemeden çaldırsak mı kendisini hocam O.Y: Neden demez Peşimden dönen muhabbetler bu, rüyamda rüyama girecek şey max budur benim de zaten. Elhamdülillah. Çok şükür bugün de Âkif hoca beni yanıltmadı. O kadar kıymetli ki şu. En küçük şey de bile o yapmaz demek. O bunu yaparım dediyse yapar demek. Sonuç; 100'de ısrar etme 90 da oluuuuuur:) İnsan dediğin; noksan da olur.
Dosta DoğruAbdurrahim Karakoç · Alperen Yayınları · 20061,320 okunma
İradenin olduğu yerde çare tükenmez..
8/10
·408 syf.··
2026 58. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 07:23
Betty Mahmudi'nin Kızım Olmadan Asla adlı kitabını okurken elimden bırakmakta zorlandım. Kitabın bu kadar ilgi görmesinin sebebini de okudukça daha iyi anladım. Betty Mahmudî profesyonel bir yazar değil, yaşadığı olayları anlatan bir anne. Belki de kitabın etkisi biraz buradan geliyor. Edebi kaygılardan çok yaşanmışlığın ağırlığı hissediliyor. Olayların ne kadarının birebir yaşandığı ya da bazı kısımların ne ölçüde öznel olduğu ayrı bir tartışma konusu olsa da, okur olarak anlatılan çaresizliğe ve korkuya kayıtsız kalmak kolay değil. Kitap, Amerikalı Betty'nin İranlı eşi Mudi ile birlikte kızları Mehtap'ı da alarak İran'a gitmesiyle başlıyor. Başlangıçta kısa süreli bir aile ziyareti gibi görünen bu yolculuk, Mudi'nin Amerika'ya dönmeyeceklerini açıklamasıyla bambaşka bir hâl alıyor. Bundan sonra kitap bir annenin özgürlüğünü ve kızını korumak için verdiği mücadeleye dönüşüyor. Olay örgüsü son derece sürükleyici. Sayfalar ilerledikçe Betty'nin içinde bulunduğu çıkmaz daha da belirginleşiyor ve okur onun yaşadığı baskıyı daha yoğun hissediyor. Karakterlerin psikolojik yönleri kitabın en dikkat çekici taraflarından biri. Betty'nin yaşadığı korku, yalnızlık ve çaresizlik duygusu oldukça başarılı aktarılmış. Yabancı bir ülkede, dilini bilmediği insanların arasında, kendi hayatı üzerinde söz sahibi olamadığını hissetmesi okura da geçiyor. Onun ayakta kalmasını sağlayan şeyin annelik duygusu olduğu çok açık. Kızını geride bırakmama kararlılığı kitabın merkezinde yer alıyor. Mudi karakteri ise psikolojik açıdan oldukça ilgi çekici. Amerika'daki hayatında tanıtılan Mudi ile İran'a gittikten sonra ortaya çıkan Mudi arasında ciddi bir fark var. Güç sahibi oldukça daha baskıcı hâle gelen, çevresinden aldığı destekle otoritesini artıran bir karakter görüyoruz. Onun davranışlarını
Biyografi
Kızım Olmadan AslaBetty Mahmudi · Sonsuz Kitap Yayınları · 20177,2bin okunma
9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 134. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 16:50
BEŞ DUYUNUN KASABI CİHANGİR IŞIK "DUYMADI, TATMADI, DOKUNMADI." "Dinle. Sadece sessizlik yalan söylemez." Selam kitap dostlarımm, bugün okurken resmen *"Ben ne okudum böyle!"* dediğim, tüylerimi diken diken eden yepyeni bir polisiye-gerilim bombasıyla geldim: Beş Duyu Organının Kasabı. İlk kitap *Kırmızı Ritüel*'den sonra beklentim çok yüksekti ama yazar bu kez beklentilerimi de aşan, çok daha karanlık ve dehşet verici bir kurguyla geri dönmüş. Meğer ilk kitaptaki cinayetler işin sadece fragmanıymış! " Ilk yalan GÖRMEKLE başlar. Göz, gerçeği gostermez; göz, alışkanlığı öğretir." Kitabın en büyük gücü, yazar Dr. Cihangir Işık’ın gerçek hayatta da aktif bir adli tıp uzmanı olması. Otopsi masasındaki o soğuk gerçeklik, kullanılan cerrahi teknikler en ince ayrıntısına kadar o kadar kusursuz işlenmiş ki, kendinizi roman okurken değil, gerçek bir adli dosya incelerken buluyorsunuz. Savcı Volkan, Adli Tıp Uzmanı Soner ve Jandarma Aykut bu kez sıradan bir seri katilin değil, bir canavarın peşinde. Katilimiz kurbanlarını öldürmeden önce beş duyusunu (görme, işitme, tat, koku, dokunma) sistemli ve vahşice yok ediyor. Cesetlerin üzerine bıraktığı mikroskobik şifrelerle adeta Soner’e meydan okuyor: *"Bilimine güveniyorsan gel beni çöz!"* Ahmet, gördü. Uğur kulağını... Ayşe, ruhunu... Kitap sadece bir polisiye değil, insanın karanlık psikolojisine yapılan bir yolculuk. Tam *"Olayı çözdük"* dediğiniz anda yazar öyle bir finalle ters köşe yapıyor ki tüm taşlar yerinden oynuyor. Geçmişte kapandı sanılan dosyaların bu cinayetlerle bağı ise hikayeyi bambaşka bir boyuta taşıyor. Kitabı okudukça olaylar iç içe geçmiş Hayatlar ve kan donduran olay örgüsü cinayetler. Birbini takip eden olaylar zinciri... Ciddi bir emeğin ürünü olan, tek bir boşluk bile bırakmayan bu kitaba
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202623 okunma