Halit sustu.
Çayını bitirip bardağı ters çevirdi.
"Sen beni dinlemiyorsun hoca" dedi.
Doğruydu. Onu dinlemiyordum. Kendimi de. Hattâ az önce radyodaki haberleri de dinlememiştim. Sanki bir başka yerdeydim. Bir başka kişiydim. Karşımda duran kişi de bir başka biriydi ve anlamadığım bir dilden konuşuyordu.
"Bağışla, diyebildim ancak. Haklısın. Bir başka zaman anlat bana İbramların öyküsünü."
"Ama şimdi, hemen anlatmam gerek, dedi Halit, bunu için geldim ben buraya.Üstelik vaktim de az."
"Bu gece olmaz, dedim. Bu gece kimsenin öyküsünü dinleyecek durumda değilim. Ölmek istiyorum."