"Ragu'nun yüksekten atmaları birden kesiliverdi. Zira Mösyö Jerome dördünün de önünden geçerken kocaman açtığı, sabit ve ışıltılı gözleriyle onlara bakınca, yüreği patronun suratına haykırma arzusuyla yanıp kavrulsa da, damarlarındaki ezeli kölelik kanının itişiyle, tüm yaşamını kedisinden bekleyen egemen tanrı karşısında, korkuyla karışık bir işçi saygısıyla selamladı."
"Korkarım ki, zenginligin arttığı yerde dinin kuralları da aynı ölçüde azalacaktır. Eşyanın doğasını da hesaba katarsak, gerçek bir dinin yeniden doğuşunun uzun süre kalıcı olması ihtimalini imkansız olarak değerlendiriyorum. Çünkü din, zorunlu olarak, hem çalışkan hem de tutumluluk üretmelidir ve bunlar da ancak zenginliğe yol açar. Fakat zenginlik artınca gurur, kızgınlık ve dünyaya duyulan sevgi de artacaktır. Kalbin sesini dile getiren bir din olan Metodizmin şimdi yeşil bir ağaç gibi serpilmişken, bu durumda kalması mümkün müdür? Çünkü metodistler gittikleri her yerde çalışkan ve tutumlu olmuşlardır; böylece malları artmıştır. Bu da beraberinde gururlarının, kızgınlıklarının, bedensel ve dunyevi arzularının ve küstahlıklarının artmasına neden olmuştur. Bu yüzden de dinin biçimi olduğu gibi kalırken, ruhu hızla yok olmuştur."