Sana hoşça kal dedim.
Gözlerimi, gülümsememi senden alamasam da.
Belki hayatında olmayışıma alışmışsındır. Bana acı vermeyi seven seni istemiyorum, demiştin. Varlığınla da yokluğunla da bana acı vermeyi seviyorsun sen, demiştin. Bu suçluluk duygusuyla baş etmeye çalışırken seni incitme korkusu siyah ince bir tül gibi sevgimin üzerine çöküyor, örtüyor.
Öyle ya varlığım da yokluğum da acı veriyor sana. Hiç olmasaydım, hiç doğmasaydım. Yolum bu caddelerden geçmeseydi. Çok uzak diyarlarda varlığımdan hiç haberin olmadığı ülkelerde yaşasaydım. Senin için yapabilseydim yapardım bunları. Göz göze dip dibe mesafeler kadar yakın ve bir o kadar uzak karmaşık bir denklemde eriyorum.
Korkum bir tül gibi. Büründüm. Kara bir tül.
Öte yandan kırgınım, kızgınım sana. Bana yüklediklerinden yorgunum.