Şiir, manayı ezerken maddeyi alabildiğine abartan modern bilimin karşısına mananın bir çığlığı olarak çıkmaktadır. Giderek çoraklaşan insan ruhunun bir diriliş özlemi olarak. Şiir aşkın bilgiyle, metafizikle sürekli bfr rabıta halindedir.
Dua ediyor, Tanrı’dan kendisine yardım etmesini, içine girmesini ve onu arındırmasını istiyordu, oysa istediği şey çoktan olmuştu. İçinde yaşamakta olan Tanrı, bilincinde uyanmıştı. Kendisini Tanrı gibi hissetti, bu yüzden de sadece yaşamın özgürlüğünü, canlılığını ve sevincini duymakla kalmadı, iyiliğin gücünü de hissetti. Bir insanın yapabileceği en iyi şeyleri kendisinin de yapabileceğini hissediyordu artık.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kendisinin “ruhu arındırma” diye adlandırdığı şey yaşamı boyunca birkaç kez başına gelmişti Nehlüdov’un. Bazen uzun bir zaman aralığından sonra, iç yaşamındaki yavaşlamayı, bazen de duraklamayı fark edip, ruhunu tıka basa doldurarak bu duraklamaya neden olan çerçöpü tümüyle temizlemeye giriştiği ruhsal durumu, ruhun arındırılması olarak adlandırırdı.
“Hayır, hayır,” diye düşünüyordu, “Korçaginler’le, Marya Vasilyevna’yla aramdaki bütün bu yapmacık ilişkilerden de, mirastan da, geri kalan her şeyden de kurtulmam gerek... Rahat bir soluk almalıyım. Yurtdışına, Roma’ya gidip resim çalışmalıyım...” Resim yeteneğiyle ilgili kuşkuları aklına geldi. “Olsun fark etmez, hiç olmazsa rahat bir nefes alırım. Önce İstanbul’a, oradan da Roma’ya. Yalnız bir an önce jüri üyeliğinden kurtulmalı, avukatla birlikte şu davayı yoluna koymalıyım.”