Çile Gemisidir bu. Ruhun çile gemisi. Nefsi temsil eden arzdan kopup cezbe sularının üstünde yükselirken, kötü, zararlı ve faydasız her şeyi geride bırakıp yeni hayatına doğru açılan ruhun çile dönemini aşma halinin sembolleşmesi.
Çile ve kurtuluş kenti. Bir kışa girip öbür ucundan bahara çıkmak.
İlk çocuğu doğdu; bu bir tufandır baba için. Bir çocuk geldi. Bu çocuk gidecek mi? Yoksa kalacak mı? Onun ruhumuzda yaptığı bungunluk. Ah o bungunluk! Çocuğu biyolojik olarak kazandık. Ama ruhsal olarak da kazanabilecek miyiz? Daha doğrusu bu kazancımızı sürekli olarak koruyabilecek miyiz?
İşte o toprak ki O'nu (Adem) Cennetlerden yere çekmiş, düşüşüne sebep olmuştu. Fakat o toprakta toprağı yendi. Allah sevgisi ve korkusuyla dolarak toprakla toprağı etkisiz bıraktı. Ve kaybolmuş cennetini gördü. Onu göklerde yitirmişti. Ama kalbinde buldu onu yeniden. Tekrar ona dönme gücünü de böylece kazanmıştı.
İnsanlık "varoluş" imtihanını Hazreti Ademle verdi. Sürebilme imtihanını, "hayat" imtihanını da Hazreti Nuh'la. Sanki O'na kadar insanlığın dünya hayatı provadan ibarettir. Su ile sembollenen tufandan sonra hayatımız gerçek hayat oldu.