Kapıları yıllardır kimseye açılmamış, yüksek duvarlı bir bahçeye bakar gibi geldin. Demir parmaklıkların ardından zar zor seçilen o yabani gülleri, dışarı sızan kokuyu, içerideki o dokunulmamış ıssızlığı sevdin. Sınırda durup o gizemi izlemek, sana ait olmayan bir güzelliğin seyircisi olmak çok hoşuna gitti. Ama o ağır demir kapıyı aralayıp içeri adım atmadın hiç. İçerideki ayrık otlarını temizlemeye, çatlamış toprağı kendi ellerinle kazımaya ya da o yabani güllerin dikenlerinin parmaklarını kanatmasına asla izin vermedin. Oysa kıymet bilmek, sadece dışarıdan izlenen bir manzaraya hayran kalmak, vitrindeki bir eşyayı arzulamak değildir. Kıymet bilmek; o bahçenin çamuruna bulanmayı göze almak, kuruyan dalları şefkatle budamak ve fırtına koptuğunda o çiçeklerin üzerine kendi göğsünü siper edebilmektir. Sen, dikenlerinin batmasından korktuğun bir bahçenin güllerini yakana takmak istedin sadece. Çamuruna, tozuna dokunmaya cesaret edemediğin bir toprağın, sana durmadan ve kusursuzca çiçek açmasını bekledin. Oysa bir şeyin sadece sana sunduğu güzelliğe, sana hissettirdiği o anlık kibre aşık olmak, ona değer vermek demek değildir. Emek vermediğin, fırtınasında yanında durmadığın ve yarasına dokunmaktan imtina ettiğin hiçbir bahçe, sana ait kalamaz. Kendi ellerini kirletmekten bu kadar korkarken, solan yapraklar için sitem etmeye hakkın yok.
Hayata Dair
Bugün Pazar ve Ben Seni Çok Özledim
Yağmur var çok sevdiğim rüzgar da Bugün pazar daha uyanmadı komşular Damların üzerinde kuşlar daha rahatlar Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru Yağmur da var çok sevdiğim rüzgarda Daha uyanmadı komşular bugün pazar Ve ben seni çok özledim Dışarı çıkmak istiyor canım Tek başına haytalık etmek Islanmak pazar sabahında yağmurda Boş caddelerde dolaşmak Vitrinlere bakmak sinemaların afişlerine Sokakların isimlerine Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara Bir merhaba demek sessizce Sahilde martılara simit atmak Otobüslerin ilk seferlerine binmek Gitmek istiyor canım hayatın gittiği yere Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine Fırından taze ekmek alıp buğusunu çekmek içine Ve ben seni çok özledim Tam böyle bir şey çiçeğe su yürümesi Bebeğin ağlaması toprağın uyanması Yağmurun yağması ateşin sıcağı Bu pazar sabahı tam böyle bir şey Bir sabahçı kahvesine uğramak Bir bardak çay taze dem kokusu Yani hayatın atardamarlarında dolaşmak Bölmeden şehrin uykusunu
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
BİZ DEĞİŞİRSEK DÜNYA DEĞİŞİR. Kendini yontmayı unutma' der Zeus. Kendi kabuğunu kendin soyabilirsin, kendi özgürlüğünü kendin dışarı çıkartabilirsin. İnsan biraz da kendi emeğidir. "Self Made Man” heykeli oldukça anlamlı ve güzel bir heykeldir. Yunan Mitolojisinde başrol karakter oynayan Tanrı Zeus'un bu önemli mesajına siz de kulak verin ve sürekli başkalarını suçlamak yerine bu sorunların kendinizi düzeltmeniz için karşınıza çıktığını bilin ve önce kendinizi değiştirin. Unutmayın siz değişirseniz dünya değişir.
Bir şeylere hayır denildikten sonra neden hala ısrar edilir, hayır denildiyse hayırdır. O gün dışarı çıkasımda yoktur, neden açıklama yapmak zorundaymışım gibi davranılıyor.
Attım kendimi dışarı
Bir kadının en sevdiği șarkıda gizlidir yaraları yaşadıkları yaşayamadıkları sustukları yuttukları Sessiz çığlığıdır bir kadının en sevdiği şarkı Her notada dışarı vurur içine çektiği ahları Gözleri uzaklara dalar yüreği gam telinden çalar kimi bir sigara yakar kimi bir kahve telvesine saklar acısını...