Distimi...
Camus'nün bahsettiği o "dünyanın kayıtsızlığı" karşısında isyan bayrağı açmak yerine, o kayıtsızlıkla sessiz bir ateşkes imzalamış gibisindir. Sabah uyanırsın, çünkü saat çalmıştır; işe gidersin, çünkü takvim Salı'dır; yemek yersin, çünkü öğlen olmuştur. Bu bir tükenmişlikten ziyade, arabanın vitesini boşa alıp yokuş aşağı, motoru hiç çalıştırmadan süzülmek gibidir. Arkadaş ortamında herkesin kahkaha attığı o masada sen de gülersin, "her şey yolunda" maskesini kusursuz takarsın; ama o gülüş dudaklarından öteye, içine ulaşmaz. Sanki senaryosu önceden yazılmış bir oyunda, işini çok iyi yapan bir figüransındır; repliklerini okursun, kimse bir şeylerin eksik olduğunu anlamaz ama sen aslında o sahnede hiç "var olmadığını" bilirsin. Sanki hayatın üzerine su katılmış, tadı tuzu kaçmış gibidir. Büyük acılar ya da büyük sevinçler yoktur; sadece bitmek bilmeyen, gri bir "idare etme" hali vardır. Ruhun bir çeşit nasır tutmuştur. "Mutsuzum" bile demezsin, sadece "Neyse, böyle gelmiş böyle gider" dersin. O hissizlik o kadar tanıdık bir misafire dönüşür ki, artık iyileşmeyi beklemek yerine, o hafif uyuşuklukla yaşamaya, tıpkı arka planda sürekli çalışan ama kimsenin fark etmediği gürültülü bir buzdolabı gibi var olmaya devam edersin.
Alıntı
Depresyon vs Distimi — Sessiz Çöküşün İki Yüzü
Depresyon, bir anda üstüne çöken karanlıktır. Her şey bir sabah anlamını yitirir. Kalkmak, konuşmak, yaşamak bile yük olur. Gözlerin doludur ama ağlayamazsın; çünkü içindeki boşluk gözyaşını bile yutar. Distimi ise sessiz bir zehirdir. Gülersin, çalışırsın, yaşıyor gibi görünürsün ama hiçbir şey hissettirmez. Yıllar geçer, ama içindeki o eksiklik hiç gitmez. Depresyon seni bir anda yere çakar, Distimi yavaşça tüketir. Biri çığlık gibidir, diğeri fısıltı. Ama ikisi de aynı şeyi söyler: “Artık dayanamıyorum.” Ve sen, fark ettirmeden yok olmanın ne demek olduğunu, her sabah aynaya bakarken öğrenirsin.
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yazar, Baek Se-hee 1990 yılında Güney Kore’de dünyaya geliyor. Üniversitede yaratıcı yazarlık eğitimi aldıktan sonra 5 yıl gibi bir süre boyunca bir yayınevinde çalışıyor. On yıl boyunca ise distimi ile mücadele ediyor. Kitabın başlığından da anlayabileceğimiz gibi en sevdiği yemek tteokbokki. Depresyonda olan bir kişinin yaşadıkları, deneyimledikleri hisleri okuduğunuz zaman gayet iyi anlıyorsunuz. Öyle “ya ben depresyona girdim” demek ile anında depresyona girilmeyeceği anlaşılıyor en azından. En az bir cümlesinde ise size ait bir şeyler bulacağınızı düşünüyorum. Benzer süreçlerden geçen bir kişinin okuması ya da direkt çözüm yolunun bu kitap olduğunu düşünmesi elbette sağlıklı olmayacak. Sadece yaşatılarından emin olmak, bezner süreçler yaşayan birilerinin de olabileceğini görmek, kurgudan uzak şekilde gerçekçi versiyonla depresyonun ve anksiyetenin ne olduğunu anlamak gibi kazanımları mevcut kitabın. Okurken de en sağlıklı bakış açısı bu olacaktır. medium.com/@ks.huriyenur/?...‌sti‌yorum-ama-5719d1666c6d #kitapincelemesi #psikolojiyazıları #blogyazısı #mediumyazarı #ölmekistiyorumamatteokbokkideyemekistiyorum #koreedebiyatı #baeksehee
Depresyon depresyondur deyip geçiştirilmeli midir?
Depresyon nedir? Tüm gün oturup çikolata yemek mi? Yoksa evden hiç çıkmayıp depresif şarkılar dinleyerek sabahlamak mı? Gelin ilk başta depresyonun ne olduğundan bahsedelim. Sözcük olarak “çökkünlük” anlamına gelen depresyon, bireyin kendisini psikolojik olarak iyi hissetmediği, günlük hayatını olumsuz etkileyen, uzun süre devam edebilen ve oldukça ciddi bir psikolojik rahatsızlıktır. Her hastalık gibi depresyonun da kendine özgü belirtileri olduğunu unutmayalım, bunlardan birkaçı kişinin sürekli üzgün hissetmesi, hayata karşı herhangi bir beklenti içinde olmama durumu, iştahta artış ya da azalmalar, özgüven kayıpları ve değersizlik hissiyatıdır. Ama bu belirtileri gösteren herkese de depresyon teşhisi koymak doğru olmayacaktır gelin hangi durum içinde depresyon teşhisi koyulmalıdır öğrenelim. Bir insana depresyon tanısı koyulması için ne tür belirtiler olmalıdır? Kişiye depresyon tanısının koyulması için önemli üç şart vardır bu şartlar haricinde de kişiye depresyon tanısı koyulabilir ama bu üç şart diğerlerine göre daha yaygındır. Bu şartlardan birincisi ilgi istek kaybının olmasıdır bunlar hem meslek alanında hem de sosyal rolleri içinde bulunabilir örneğin ebeveynlik rolünü yerine getiremeyebilir, ya da meslek içerisinde genel bir isteksizlik ve motivasyon kaybı olabilir. İkinci olarak eskiden yapmaktan hoşlandığın şeylerden sonradan zevk almamaktır örneğin ben haftada en az 3 kere futbol oynarken depresyon durumunda bu sayı bir ya da sıfıra düşmüş olabilir. Üçüncü ve son olarak da bu iki durum ağırlıklı olarak en az 15 gün sürmelidir. Eğer üçüncü durum gerçekleşmezse yani bir hafta ya da 10 gün süren bir depresyon durumu, geçici bir durumdur ve tanı koymak yanlış olur. Peki ya depresyon ciddiye alınmalı mıdır? En başta bahsettiğim depresyon belirtilerinin
Psikoloji
Birey aktif şekilde depresyona girdiğinde bu durum zamanla distimi bozukluğuna döner. Sonuç olarak bireyin içinde bulunduğu olumsuz ruh hali vücuttaki organlara zarar vererek bazı postsomantik hastalıklara sebep olur.
öldürmeyen acı distimi yapar..
1000Kitap