karanlık bölgelerden geçiyordu küçük yıldız, bir ateşböceği kadar kendine yakın, kendine uzaktı. kendini, evrenin öteki kıyılarına sürükledi sonra. yıldızların düş kurdurucu olduklarını ama artık düş de kurmaları gerektiğini duyumsadı. yıldızların da ütopyaları olmalıydı. ama bir yandan tükeniyordu küçük yıldız. hızla, ışık hızıyla tükeniyordu. karadelikler onu yutabilir , sönmüş yıldızlar kendilerine çekebilirdi. büyükbüyüklerinin masallarındaki gibi tehlikeler ortasında kalabilirdi. umurunda bile değildi bütün bunlar. yaşıyordu, ölümlüydü ve firariydi, hepsi bu..
Ahmet Telli
Ne denir ne söylenir onu pek bilemedim ancak bu dizelerde işittiğiniz her bir sözcüğe muhabbet besledim. Bazen sözcüklerimi manada kaybettim bazense vicdanım ile idrak ettim. Ama her bir tümcesini çok sevdim. İlk şiir “Tomurcuk” oldu onunla toprağı sevdik. İhsan ile orta oyununda bilet kestik. Ahali ile sohbet ettik. Eh tabi! Sevdiklerimizi de kaybettik hiç kolay “Veda” edemedik. Tomurcuğu toprağa defnettik. İkisi arasında uzundu bir söz ettik.
Kitapçı vitrinlerinin önünde biraz fazla kalıyordu, duraklara en kısa yoldan çıkmıyordu; duraktaki insanlardan daha hesaplı davranıp dolmuşa, önce o binmiyordu.