Aylarca kendi zamanımdan çalıp geleceğe yatırdığım tüm o emekler, bugün akreple yelkovanın insafına yenildi. Denemelerde dümende ben vardım, fırtınayı yönetiyordum; sınav anında ise zaman, limana varmama saniyeler kala gemiyi batırdı. İçimdeki bu burukluk eksiklikten değil, yetişememekten... Çünkü insan bazen bilmediği için değil, bildiklerine ulaşacak vakti kalmadığı için yenilir. Kendimi, tıpkı şantiyesinde sabahlayıp ay sonunda emeğinin karşılığını alamayan o yorgun işçi gibi hissediyorum.
Kiminin elinde ekmek vardı
kiminin avucunda kırılmış bir çocukluk.
Bir şehirden ötekine yürüdü insanlar,
aynı göğe bakıp başka başka yoksulluklar taşıyarak.
Kimimiz annesinin sesini sakladı cebinde,
kimimiz bir ölünün ardından konuşmayı bıraktı.
Bir adam limanda bekledi yıllarca,
bir kadın içinden hiç çıkamadığı bir vedaya dönüştü,
bir çocuk büyüdü
ve hiçbir oyuncağa benzemedi hayat.
Biz sonra anladık dünyanın biraz da
aynı geceye farklı yerlerden üşümek olduğunu.