diyar.

diyar.
@diyarakt
Hem kendi, kendisi; hem, kendi kendisinin iz sürücüsü ol- mak. Seyretmek ve seyretmek. Seyrediyor ve seyrediliyor olmak-kendini öyle de kılmak. Yolcu-oluş koşulunda bir cıva gerçekliği egemen. "Hareket ediyor, yer değiştiriyor, bir yerden öbürüne gidiyorum: Yolda, yolumdayım. Sonra duruyor, bir masanın önüne geçiyorum: Asıl yolculuk başlıyor: Yerler ile harfler, gerçek ile düş, gerçek- lik ile imgeler, gördüklerim ile kurduklarım arasında peki, ikisinden en çok hangisiyim?" ben, Yolcu-oluş, önce yolculuk halinde oluş. Bir dış yolculuk ha- li, belki: Bir yerden öbürüne geçiş. Bir iç yolculuk hali, kesin- kes. Zihnin çarklarında süreğen kılınan yer değiştirme hareket- leri yalnızca yer değiştirme mi, hayır, bir o kadar da duruş biçimi (kimlik), ona bağlı olarak da Zaman değiştirme yetisi edinmek. Yolcu-oluş, sonra, deyimin üstlendiği ikinci(1) anlam, o an- lamın neredeyse ironik çıplaklığı nedeniyle acımasızlaşan hal: Geçen her saniyemizin bizi ölüme, ölümümüze yetiştirdiğini unutmaksızın yaşamayı bilmek. Benimkisi bir yolculuk, diyebilmek.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”

diyar.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·128 syf.·
13 günde okudu
·
2024 10. kitabı
Marguerite Duras
6.5/10 · 127 okunma
Son bir cümle, der oyuncu, belki sessizlikten önce söylenmiş olacaktır. Kadın tarafından, erkek için, aşklarının son gecesinde söylenmiş sayılacaktır. Cümle, henüz bilinmeyen bir şeyi tanımanın bazen yarattığı duyguya ve acının dev boyutları karşısında, sözcüklerin orantısızlığı, zayıflığı nedeniyle içinde bulunulan engellemeyi ifade edememenin engelleyiciliğine ilişkin olacaktır.
Kadın bakar. Seslenir. Ağlarlar. Deniz sakinleşir, oda da. Kadın, "Sizi kendinizin de ötesinde seviyorum, korkmalısınız," der.
Hikaye artık okunmadığı halde, sanki hala işitiliyormuş gibi olmalıdır. Okunuşu kadar anlatımıyla da gerçekleşen okumanın varabileceği uzaklık, bu sessizliğin yaygınlığıyla ölçülmelidir.