Bayan Susan Ward, sevgili eşi Oliver Ward, kendisinden on yaş küçük aşığı Bay Frank ve daha birçok sivrilmiş karakter. Yer mekan tarih kavramının içinde çabalayip durduğum olaylar silsilesi. Ve hepsi kocaman bir yıkıntı. Galiba altında kalanlar yeryüzünde kalanlardan daha mutludur. Soylu bir ruhu bir vahşi batının içine atarsanız ne olur? Bu kitap olarak bu sorunun cevabını veriyor bizlere. Yaşadıklarının hiçbirini istemedi, hayalleri idealleri vardı. Olmadı. Olamadı. Sonunu güzel olacağını sanıp her satırda Susan gibi ben de umutla bekledim. Belki de o yüzden yaşanılanların ağırlığı altında ezildim, kaç defa bırakmayı düşündüm, ruhen beni yıpratan bir eser oldu. Dili olabildiğince ağır. Kitap sizi sürüklüyor ama herseferinde yeni bir bilinmez yeni hayalkırıklıklarina
Bir gül bahçesi düşünün umutla ektiginiz her fidan boy verip uzayınca tek tek ağır ağır kökünden söküp attığınız. İşte böyleydi Doyma Anı ben doymadım kelimeler boğazımda düğümlendi. Tıpkı Susan in fırçası gibi...