Dildar

Dildar
Güç hırsı erkeğin ruhunu yıkmaktadır. Güçte körleşmesine ısrar etmesi kendisinin ve güçlü varlık imajını desteklemek için yanında ihtiyaç duyduğu kadının değerini düşürmektedir. Bu imaj bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde erkeğin benliğinin anlamı haline gelmiştir. Gerçek sevgi oluşamamaktadır, çünkü kimse yumuşak karnını ortaya çıkartacak davetlere yanaşmamaktadır. İnsan ilişkilerinde, sadece o imajı onaylayan şeyler kabul görmektedir. Herkesin sahip olabileceği kendilik’ten nefret edilir, çünkü kendilik çaresizlik ve acıyı da kapsamaktadır. Gerçek sorumluluktan, kendimizi ve diğerlerini gerçek haliyle tanımaktan kaçınırız. Bilmece içinde yaşıyor gibiyiz, bu da işe yaramayınca öfkelenip öldürüyoruz.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
çaresizliği reddetmekten vazgeçtiğimizde bu durumun bizi öldürmeyeceği gerçeğini öğrenme şansını bir türlü elde edemiyoruz. Zayıflık olarak kabul edilen kavramlar yüzünden bu tecrübeyi edinemiyoruz. Başarısızlık korkusu bizi gittikçe daha da büyüyen meydan okumalara itmekte veya sürekli bir yetersizlik ve aşağı olma duygusu aşılamaktadır. Sürekli bir ruhsal gerginlik ve öfke hissederiz. Bu bilinçdışı durum, kişiyi sürekli ona ait olmayan bir kimliği (özerk kimliğimiz) aramaya iterek sonsuz bir öfkenin kaynağını oluşturur.
her şeyi düzeltmeye kalkışamamanın yok ettiği
zamanında söylenmeyen elvedalarla, hakkıyla tutulmayan ve yeni yaşantılarla bastırılan yaslarla, üzerinden atlanıp da geçilmeyen çocukluk travmalarıyla velhasıl herkes kendi zehriyle zehirlenmiyor mu? musa’nın uykusu, tuğba doğan
turpun sıkından seyreği iyi olur