Kırlangıçları hep çok sevdim;
Ayvalık'ta bir açık hava otelindeyim, resepsiyonda açıkta. Resepsiyonun köşesinde bir kırlangıç yuvası var;üç yavru ,kafalar dışarda,gagalar açık. Anne baba gidip gelip yiyecek getiriyorlar ve ayrı zamanlarda geldikleri için birbirlerini görmüyorlar. Anne birinci yavruya yem veriyor,birazdan baba gelip ikinciye, anne tekrar geldiğinde üçüncüye, baba gelip birinciye.İnanılır gibi değil, sırayı hiç şaşırmadılar."ADALET"
Binlerce mil uzaktan hep aynı yuvaya dönerler.ömürlerinin sonuna kadar yuvalarına bağlıdırlar."YURT SEVGİSİ"
Yüzüne çarpmak gerek zamânenin fendini!
Göster: kabaran sular nasıl yıkar bendini!
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini!
Şu kırık âbideyi yükseltecek taştasın;
Fâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın
Bu kitaplar Fâtih'tir, Selim'dir, Süleyman'dır;
Şu mihrab Sinânüddin, şu minâre Sinân'dır;
Haydi, artık uyuyan destanını uyandır!
youtu.be/q73rL-MQLXw
Oğlu Zekeriya Sarıkamış’a Enver Paşa komutasında askerliğini yapmaya gitmiştir. Bu sırada ortam karlı olduğu için yol almak amaçlı karları teperlermiş. Zekeriya, kar teperlerken kar kuyusuna düşüp şehit olmuştur. Şehidimizin annesi ovada kekliklerle söyleşirken bu kötü haberi almıştır.
Keklikler öterken oğlunun acısı ile bu türküyü yazmıştır.
İki keklik bir kayada ötüyor
Ötmede keklik derdim bana yetiyor
Aman aman yetiyorr
Annesine karada haber gidiyor..